Merhaba Dostlar,
Kasım ayında, Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyetimize Türk bilim insanları olarak değer verdiğimizi göstermek için farklı bir mizanpaj ve yenilikçi bir tasarımla karşınıza çıktık. Bu sayımızda, Cumhuriyetin bizlere açtığı aydınlanma yolunda, bilimin sınırlarını zorlayan dosyaları bir araya getirdik.
Kapak konumuzda, Atatürk’ün mirasını İslam coğrafyasında 100 yıllık bir aydınlanma laboratuvarı olarak ele alırken, bu temeli "Hukuk, bir toplumun genetik kodudur" diyerek sosyolojik bir düzleme taşıdık. Bilimin sadece geçmişi değil, geleceği de şekillendirdiğinin bilinciyle; zaman yolculuğundan biyolojik yedek parça çağına, sıvı azotta bekletilen umutlardan gezegen ölçekli bir zekâya kadar geniş bir yelpaze sunduk.
Fizik ve kimya kurallarının geçersiz kaldığı evrenleri sorgularken, bir yandan da antik mühendisliğin dev imzalarını inceleyerek insan dehasının köklerine indik. Ayrıca, modern dünyada popülerleşen belgesel kültürünü ve bağnazlığı yerle bir eden cesur düşünce insanlarını mercek altına alarak; "Bilim mi izliyoruz, yoksa sadece heyecan mı tüketiyoruz?" sorusuna yanıt aradık.
Unutmayın ki; planlı çalışma verimliliğin, düzenli üretim ise kalkınmanın sırrıdır. Bu sayının her sayfasında, çok emekle az iş değil; disiplinli bir merakla çokça bilgi üretmeyi hedefledik. Cumhuriyetimizin ışığı, bilimin rehberliğiyle birleştiğinde aşamayacağımız hiçbir engel yok.
Keyifli ve ufuk açıcı okumalar dilerim.