“Toplum mühendisliği artık insanlara ne düşüneceklerini söylemekten çok, neyi düşüneceklerini fark ettirmeden belirlemeye çalışıyor. Dijital çağda bu süreç, görünmez bir elin davranışlarımızı yeniden tasarlamasına dönüşmüş durumda.”
Toplum mühendisliği, bir toplumun düşünce yapısını, davranış alışkanlıklarını, kültürel yönelimlerini ve politik tercihlerini belirli bir hedef doğrultusunda şekillendirme çabası olarak tanımlanabilir. Bu kavram, bireylerin tek tek ikna edilmesinden ziyade, kolektif algının yönlendirilmesini esas alır. Tarih boyunca devletler, medya organları, ideolojik yapılar ve ekonomik güç merkezleri, toplumların dünyayı algılama biçimini dönüştürmek için farklı araçlar kullanmıştır. Eğitim sistemleri, basın-yayın organları, semboller, söylemler ve kriz dönemleri bu araçların başında gelmiştir.
Modern çağda ise toplum mühendisliği daha sofistike bir hâl almıştır. Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte yönlendirme süreçleri doğrudan baskı ya da açık propaganda şeklinde değil; daha çok görünmez, ölçülebilir ve sürekli tekrar eden yöntemlerle yürütülmektedir. Sosyal medya algoritmaları, psikolojik manipülasyon teknikleri ve veri odaklı stratejiler, bireyin gündelik hayatına fark ettirmeden sızarak davranış kalıplarını şekillendirmektedir. Bu durum, toplum mühendisliğini klasik anlamından çıkararak dijital bir fenomene dönüştürmüştür.
Harvard Üniversitesi’nden Prof. Shoshana Zuboff, bu yeni dönemi şu sözlerle tanımlar: “Dijital çağda toplum mühendisliği, davranışlarımızı tahmin eden ve manipüle eden dev bir veri ekonomisine dönüştü.” Zuboff’a göre artık bireylerin hangi haberi göreceği, hangi düşüncenin öne çıkarılacağı ve hangi duygunun tetikleneceği, büyük ölçüde algoritmaların kararlarına bağlıdır.
Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesinde çalışmalar yürüten medya araştırmacısı Prof. Sinan Aral ise bilgi ekosisteminin manipülasyona açık hale gelmesine dikkat çeker: “Bilgi ekosistemi manipülasyona açık hale geldikçe, toplum mühendisliği teknikleri propaganda sınırını aşarak davranış şekillendirmeye dönüşüyor.” Aral’a göre sahte haberler, doğrulanmış içeriklerden çok daha hızlı yayılmakta ve toplumların düşünsel yapısını doğrudan etkilemektedir.
Türkiye’den iletişim bilimci Prof. Füsun Alver de modern toplum mühendisliğinin görünmezliğine vurgu yapar: “Reklamcılık, popüler kültür ve sosyal medya içerikleri, bireylerin neyi isteyip neyi istemeyeceğini fark ettirmeden yönlendiriyor.” Alver’e göre bu süreç, estetik tercihlerden yaşam tarzlarına kadar geniş bir etki alanına sahiptir.
Günümüzde toplum mühendisliği; algı yönetimi, hedef kitle psikolojisinin analizi, dikkat ekonomisi ve duygusal tetikleme teknikleri üzerine kuruludur. Bireyler kendilerine sunulan içeriklerin tarafsız olduğunu düşünürken, aslında önceden tasarlanmış bir bilgi akışının içinde hareket etmektedir. Özellikle kriz dönemlerinde bu uygulamalar daha belirgin hâle gelir; korku, umut, öfke ve aidiyet gibi duygular üzerinden yapılan içerik üretimi, toplumların hızlı ve refleksif tepkiler vermesine neden olur.
“Sonuç olarak toplum mühendisliği, geçmişte olduğu gibi bugün de toplumları şekillendiren güçlü bir mekanizma olmaya devam etmektedir. Ancak modern dünyada bu mekanizma daha gizli, daha teknoloji odaklı ve daha bilimsel yöntemlerle yürütülmektedir.”
Bu farkındalıkla, günümüz bireylerinin yalnızca okuryazar olması yeterli değildir; aynı zamanda dijital mecralarda karşılaştıkları bilgileri sorgulayabilen, kaynakları ayırt edebilen ve algoritmik yönlendirmelerin farkında olan bir dijital farkındalık düzeyine sahip olmaları gerekmektedir. Modern toplum mühendisliğine karşı geliştirilebilecek en etkili savunma mekanizması, bu süreçlerin nasıl işlediğini anlamak ve eleştirel düşünceyi elden bırakmamaktır.