Yapay zekâ teknolojilerinin ve otomatik metin üretim sistemlerinin akıl almaz bir hızla geliştiği günümüzde, bu araçların akademik yayıncılık sektöründe kötüye kullanılabilmesi insanlık adına endişe verici yeni bir tehdit alanı yaratmıştır. Sistemler, birkaç saniye içinde dışarıdan bakıldığında kusursuz ve son derece akademik görünen yüzlerce sayfalık makaleler üretebilir; ancak ortaya çıkan bu dijital metinlerin gerçekten özgün bir araştırmaya, güvenilir verilere, sahada toplanmış kanıtlara veya doğrulanabilir gözlemlere dayanıp dayanmadığı hiçbir zaman garanti edilemez. Özellikle akademik dünyada kural haline gelen ve akademisyenlerin boğazına sarılan "yayınla ya da yok ol" baskısı bu teknolojiyle birleştiğinde, bilimsel etik tamamen rafa kaldırılabilmektedir. Bu çarkta, laboratuvarda hiç gerçekleştirilmemiş deneyler yapılmış gibi gösterilebilir, yapay zekâ marifetiyle tamamen uydurma veriler imal edilebilir, var olmayan kaynaklara dayalı sahte atıflar metne iliştirilebilir. Bilimsel metin gibi görünen ama özünde kocaman bir boşluk barındıran bu sahte üretimler, küresel literatürü hızla kirletmektedir.
Otomatik makale üreten bu sistemlerin yarattığı en tehlikeli boyut, yalnızca akademik biçime benzeyen fakat sıfır bilimsel değer taşıyan metinlerin çığ gibi büyümesidir. Akademik literatürü ele geçiren bu yapıların arkasında, sıklıkla "paper mill" yani "makale fabrikası" olarak bilinen ticari şebekeler yer almaktadır. Bu şebekeler, hiçbir bilimsel süzgeçten geçmeyen uydurma makaleleri para karşılığı araştırmacılara pazarlamakta ve hakemlik süreçlerini parayla satın alınan sistemler üzerinden manipüle etmektedir. Konunun akademik sahtekarlık ve geri çekilen makaleler üzerindeki yıkıcı etkilerini inceleyen Retraction Watch kurucusu Ivan Oransky bu durumu, "[1] Ivan Oransky, New York Üniversitesi, "Otomatik metin üreticileri ve makale fabrikaları, bilimsel literatürü truva atı gibi içten çürüten en büyük organize sahtekarlık ağlarıdır", Akademik Etik ve Geri Çekmeler Dergisi, New York, 2021" sözleriyle eleştirerek, sistemin denetim mekanizmalarını acilen güçlendirmesi gerektiğini savunmuştur.
Paper Mill Çarkı Ve "İşkence Kelimeler" Faciası
Yapay zekânın akademik sahada kötüye kullanımı, intihal tespit yazılımlarını atlatmak için kullanılan absürt kelime oyunları ve sahte veri setleriyle yeni bir boyut kazanmıştır. Otomatik makale üretim ağları, intihal kontrol programlarının gözünü boyayabilmek ve sistemleri yanıltmak için yapay zekâ algoritmalarını sonuna kadar sömürmektedir. Bilgisayar bilimci Guillaume Cabanac ve ekibinin literatürde "torture phrases", yani "işkence kelimeler" olarak adlandırdığı absürt ifadeler bu krizin en somut kanıtıdır. Yapay zekâ, standart bilimsel terimleri (örneğin "breast cancer" yani meme kanseri ifadesini) yakalanmamak için otomatik olarak garip eş anlamlılarla ("chest pain cancer" veya benzeri saçmalıklarla) değiştirmekte; ancak makale hakemlerin elinden geçip yayımlandığında ortaya mantık dışı metinler çıkmaktadır. Bu durum, akademik hakemlik süreçlerinin ne kadar yüzeyselleştığını ve otomatik sistemlerin kontrolsüz gücünü gözler önüne sermektedir. Bilimsel sahtekarlık tespiti konusunda dünya çapında çalışmalar yürüten Elisabeth Bik bu tabloyu, "[2] Elisabeth Bik, Stanford Üniversitesi, "Otomatik makale üreticileri tarafından türetilen saçma terimler ve sahte görseller, akademik yayıncılığın koruyucu kalelerini devreden çıkarmıştır", Bilimsel Dürüstlük Bülteni, Stanford, 2022" tespitiyle özetlemiş, denetimsiz yapay zekâ kullanımının bilimi bir mizah unsuruna dönüştürme riski taşıdığını belirtmiştir.
Öte yandan, yapay zekânın akademik metin yazımında kullanılması tek başına ahlaki bir suç veya sahtekarlık anlamına gelmez. Eğer bir araştırmacı kendi özgün verilerini toplamışsa, yöntemini şeffaf bir şekilde paylaşmışsa, kaynaklarını bizzat doğrulamışsa ve yapay zekâyı yalnızca dil düzenleme veya veri analizi yardımcısı olarak ilgili akademik kurallara uygun biçimde beyan etmişse, bu araçlar son derece faydalı birer asistan olabilir. Buradaki asıl ve devasa tehdit, bilimsel araştırmanın zahmetli hakikat arayışının yerini, tamamen yapay zekâ tarafından otomatik olarak üretilmiş "bilim görüntüsü" süsünün almasıdır. Araştırmacılar laboratuvara girmeden, sahaya inmeden, hipotez test etmeden masabaşında makale üretmeyi alışkanlık haline getirdiğinde, bilimin temel varlık nedeni ortadan kalkar.
Yağmacı (predatory) dergiler de bu otomatik içerik patlamasından beslenmektedir. Hakemlik süreçlerini işletmeyen, tek amacı makale başına ücret toplamak olan bu dergiler, yapay zekâ ile üretilmiş çöplük makalelerin coşkuyla yayımlandığı birer dijital pazar yerine dönüşmüştür. Bu durum, nitelikli araştırmacılar ile metin üreten botlar arasında haksız bir rekabet ortamı yaratmakta ve genç akademisyenleri yanlış bir yola sevk etmektedir. Üniversitelerin atama ve terfi komiteleri, nicelik odaklı eski ezberlerini bırakıp, üretilen bilginin ham verilerini ve şeffaflık zincirini denetleyen yeni nesil filtrelere geçmek zorundadır.
Geleceğin Akademik Dünyasında Kanıt Ve Hakikat Arayışı
Yapay zekâ bilimin üretim hızını artırabilir; ancak asla gerçek bir kanıtın, şeffaf bir yöntemin ve akademik dürüstlüğün yerini tutamaz. Yapay zekâ ve otomatik metin üreticilerinin gölgesinde şekillenen geleceğin akademik dünyasında, sormamız gereken sorular kökten değişmektedir. Artık bir makaleyi incelerken yalnızca "Bu makaleyi hangi yazar kaleme aldı?" sorusu yeterli değildir; bunun ötesinde "Bu makalenin arkasında bizzat yaşanmış, doğrulanabilir ve sahte olmayan bir araştırma süreci var mı?" sorusu en kritik eşik haline gelmiştir. Yapay zekâ, verileri derleme, metin akışını sağlama ve literatür tarama hızını katbekat artırabilir; fakat insan zihninin sezgilerini, laboratuvarın acımasız gerçekliğini ve metodolojik dürüstlüğü asla taklit edemez. Bilim, otomasyonun konforlu kollarına teslim edilemeyecek kadar onurlu ve meşakkatli bir insanlık mirasıdır.
Bu kuşatmaya karşı akademinin alacağı en büyük önlem, açık bilimi (open science) savunmak, ham verilerin (raw data) herkesin erişimine ve denetimine açılmasını zorunlu kılmak ve yazarlık etiğini en katı şekilde yeniden tanımlamaktır. Dijital çağın dezenformasyonuna karşı en güçlü kalkan, yine hakikatin titiz ve tavizsiz savunuculuğudur.
Son tahlilde, yapay zekâ çağında akademik dürüstlüğü korumak, bilimin geleceğini kurtarmakla eş anlamlıdır. Otomatik metinlerin yarattığı bu sisli havayı dağıtmanın tek yolu, sistemin teknolojik araçlarını akıllıca kullanırken insan unsurunu ve ampirik kanıtı merkeze koymaktır. Konuyu kurumsal ve felsefi düzlemde değerlendiren Guillaume Cabanac bu gerçeği, "[3] Guillaume Cabanac, Toulouse Üniversitesi, "Otomatik üretim teknolojileri karşısında bilimi korumanın yegane yolu, veri şeffaflığını ve bağımsız denetim mekanizmalarını zorunlu kılmaktır", Dijital Bilim Etiği Raporu, Toulouse, 2023" diyerek vurgulamış, yapay zekânın hakikati boğmasına asla izin verilmemesi gerektiğinin altını çizmiştir. Gerçek bilim, yapay botların klavyelerinden çıkan rastgele kelimelerde değil, insanlığın doğayı anlama yolundaki cesur ve samimi çabasında yaşamaya devam edecektir.
[1] Ivan Oransky, New York Üniversitesi, "Otomatik metin üreticileri ve makale fabrikaları, bilimsel literatürü truva atı gibi içten çürüten en büyük organize sahtekarlık ağlarıdır", Akademik Etik ve Geri Çekmeler Dergisi, New York, 2021
[2] Elisabeth Bik, Stanford Üniversitesi, "Otomatik makale üreticileri tarafından türetilen saçma terimler ve sahte görseller, akademik yayıncılığın koruyucu kalelerini devreden çıkarmıştır", Bilimsel Dürüstlük Bülteni, Stanford, 2022
[3] Guillaume Cabanac, Toulouse Üniversitesi, "Otomatik üretim teknolojileri karşısında bilimi korumanın yegane yolu, veri şeffaflığını ve bağımsız denetim mekanizmalarını zorunlu kılmaktır", Dijital Bilim Etiği Raporu, Toulouse, 2023
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."