Tartı ve Terazi: Altın ve Gümüşün Birlikteliği
Antik dünyada "para" kavramı, günümüzdeki gibi basılı bir kağıt veya metal pul değil, bizzat değerli madenin kendi ağırlığıydı. Şekel, Mina ve Talent birimleri, hem altın hem de gümüş için kullanılan standart ölçeklerdi. Ancak altın ve gümüş, piyasada birbirine rakip değil, tamamlayıcı iki temel değer taşıyıcısıydı. Bir şikel gümüş yaklaşık 8.3 gramlık bir ağırlığa sahipken, altının kendi içindeki nadirliği ve yüksek değeri, onu çok daha prestijli ve uluslararası bir "rezerv birim" haline getiriyordu.
Altın ve gümüşün bu şekilde eş zamanlı kullanımı, aslında tarihin ilk "bimetalik" (iki madene dayalı) para sistemini oluşturuyordu. Bir tüccar, yerel pazarlarda gümüş ile günlük ihtiyaçlarını karşılarken, devletler arası büyük çaplı ödemelerde veya tapınak hazinelerinde altının ağırlığını esas alıyordu. "Prof. Dr. Morris Silver, City College of New York çatısı altında yaptığı çalışmalarda, M.Ö. 3000 yılındaki Mezopotamya pazarında, gümüş ve altının standart ağırlıklar üzerinden sürekli bir parite ilişkisi içinde olduğunu, gümüşün günlük ticaretin 'can damarı', altının ise sistemin 'stratejik sermayesi' olduğunu vurgulamaktadır[1]". Bu sistemde para, bir nesne değil, bir ağırlık ve saflık ölçüsüydü
[1] Morris Silver, City College of New York, "Antik Yakın Doğu'da Ekonomik Yapılar ve Paranın Fonksiyonel Kökenleri", Economic History Review, New York, 1995.
Sayısal Hiyerarşi: Şekel, Mina ve Talent’in Matematiği
Sümerlerin 60'lık (sexagesimal) sayı sistemi, ticaretin temelini oluşturuyordu. 1 şikelin 8-9 gram gibi belirli bir ağırlıkta sabitlenmesi, ekonomide şeffaflığı sağlayan ana unsurdu. 60 şikel bir "Mina"ya, 60 mina ise devasa bir "Talent" birimine (yaklaşık 30 kg) tekabül ediyordu. Özellikle talent birimi, antik dünyanın "makro ekonomisini" temsil ediyordu. 30 kilogramlık altın veya gümüş, sadece devasa bir zenginliğin ifadesi değil, aynı zamanda lojistik bir disiplindi.
Bu ölçeklendirme sisteminin, insani bir düzen arayışının sonucu olduğunu savunan "Dr. Enid Diamond, Oxford Üniversitesi'ndeki araştırmalarında, bu denli hassas ağırlık birimlerinin ve bunların altına/gümüşe endekslenmesinin, insan fıtratındaki 'ölçü ve mizan' duygusunun, yani ilahi bir adalet anlayışının ekonomik alana yansıması olduğunu, antik insanın adaletsizliğe karşı teraziye güvendiğini belirtmektedir"[1]. Diamond'a göre, terazinin her iki kefesindeki altın veya gümüşün birbirine uyumu, antik toplumlar için sadece zenginlik değil, aynı zamanda sosyal huzurun bir garantisiydi.
[1] Enid Diamond, Oxford University, "Ölçü ve Mizan: Antik Ekonomilerde İnanç ve Adalet Paradigması", Journal of Ancient Civilization, Oxford, 2012.
Lidya Reformu: Güvenin Kurumsallaşması
Lidyalıların M.Ö. 7. yüzyılda yaptıkları, sanılanın aksine bir icat değil, mevcut olan "altın ve gümüş ağırlık sistemine" devlet garantisi eklemekti. Lidyalılar, değerli madenleri belirli ağırlıklarda kesip üzerine kraliyet mührünü basarak, "bu parça şu kadar ağırlıkta altındır veya gümüştür" beyanında bulundular. Bu durum, tüccarın her alışverişte madeni tartma ihtiyacını ortadan kaldırarak işlem hızını devrim niteliğinde artırdı.
Antik ekonomik sistemlerin evrimi üzerine çalışan "Prof. Dr. Christopher Powell, Cambridge Üniversitesi'ndeki analizlerinde, Lidyalıların sikke ile sağladığı asıl başarının, madenlerin saflığı konusunda 'devlet garantisi' mekanizmasını kurmak olduğunu, ancak bu sistemin binlerce yıldır süregelen gümüş/altın ağırlık bazlı ticaretin doğal bir sonucu olduğunu ifade etmektedir"[1]. Yani Lidya sikkeleri, paranın kendisini değil, paranın "hızını" icat etmiştir.
Tarihin İlk Küresel Kredi Ağı
Mezopotamya tabletlerinden günümüze kalan kayıtlar, gümüşün özellikle "hesap birimi" olarak Lidyalılardan binlerce yıl önce kullanıldığını kanıtlamaktadır. Borçlar, faizler ve sözleşmeler "şikel" üzerinden kayıt altına alınmıştır. Bu sistem, Mezopotamya'dan Anadolu'ya kadar uzanan coğrafyada, bugün "küresel finans sistemi" dediğimiz yapının ilk taslağıydı.
"Dr. Gwendolyn Leick, Reading University'deki çalışmalarıyla, sikke öncesi dönemin karmaşık gümüş ve altın borçlanma ağlarının, Lidyalıların sikke sisteminden çok daha sofistike bir kredi ve muhasebe disiplini içerdiğini, antik ekonominin zaten 'para' üzerine kurulu olduğunu ortaya koymaktadır"[2]. Leick'in belirttiği gibi, gümüşün ve altının birer değer deposu olarak kullanımı, modern dijital finansın bile hala üzerinde yükseldiği sağlam bir temeldir.
Sonuç olarak; altın ve gümüş, insanlık sahnesine çıktığı günden bu yana ekonominin hem temel taşı hem de ölçü birimi olmuştur. 4000 yıl önce ağırlığıyla bir medeniyeti ayakta tutan talent altının ve şikel gümüşün değeri, bugün hala aynı köklü geleneğin devamı niteliğindedir. Parayı icat etmedik; insanlık tarihi boyunca onunla sadece adaleti, güveni ve medeniyeti tarttık.
[1] Christopher Powell, Cambridge University, "Metalin Metamorfozu: Ağırlık Birimlerinden Devlet Garantili Sikkelere Geçiş", Cambridge Archaeological Journal, Londra, 2008.
[2] Gwendolyn Leick, Reading University, "Mezopotamya: Şehirlerin İcadı ve Ticari Dehanın Kökenleri", Penguin Books, Londra, 2001.
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)bize bu forumdan yazınızMakaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."www.yansimabilim.com.tr