Maddenin Şekillenmesi ve İnsan Dehasının Sınırları
İçinde bulunduğumuz yüzyıl, insanın madde üzerindeki mutlak hakimiyetinin bir nişanesi gibidir. Kum tanelerinden saflaştırılan silikonu, saniyede milyarlarca işlem yapabilen işlemcilere dönüştüren; nadir toprak elementlerini akıllı telefonların dokunmatik ekranlarında canlandıran insan aklı, fiziksel dünyayı kendi ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlamaktadır. Sentetik polimerlerden havacılıkta kullanılan titanyum alaşımlara kadar her şey, laboratuvar ortamında hatasız bir şekilde sentezlenebilmektedir. Ancak tüm bu teknolojik zaferlerin ortasında, en basitinden en karmaşığına kadar biyolojik yaşam, insan mühendisliğinin erişemediği bir noktada durmaya devam etmektedir. Aminoasitleri dizmek, proteinleri modellemek ve hatta DNA’nın harflerini okumak bugün sıradan bir laboratuvar işlemiyken, tüm bu bileşenleri bir araya getirip onlara "canlılık" vasfını kazandırmak, bilimin önündeki en büyük gizemlerden biri olmayı sürdürmektedir.
Yaşamın temel birimi olan hücre, yalnızca kimyasal maddelerin bir karışımı değil, aynı zamanda muazzam bir bilgi işleme merkezidir. University College London’dan Nick Lane, "Yaşamın temelinde yatan şey sadece genetik bilgi değil, hücre zarındaki proton gradyanları üzerinden akan devasa bir enerji akışıdır; bu termodinamik denge sağlanmadan madde canlılık kazanamaz" [1] diyerek meselenin sadece malzeme olmadığını vurgular. İnsan teknolojisi dışarıdan enerji alan ve pasif şekilde komutları yerine getiren yapılar kurarken, biyolojik hücre kendi enerjisini üreten, kendi kendini onaran ve en önemlisi kendi varlığını sürdürme iradesine (conatus) sahip bir sistem sergilemektedir. Bu durum, teknolojinin "üretim" mantığı ile doğanın "organizasyon" mantığı arasındaki temel farkı ortaya koymaktadır.
[1] Nick Lane, University College London, "Yaşamın temelinde yatan şey sadece genetik bilgi değil, hücre zarındaki proton gradyanları üzerinden akan devasa bir enerji akışıdır; bu termodinamik denge sağlanmadan madde canlılık kazanamaz", The Vital Question, Londra, 2015
Sentetik Biyoloji ve Mevcut Olanın Üzerine İnşa Etmek
Son yıllarda "yapay yaşam" başlığıyla duyurulan çalışmalar, genellikle var olan bir yaşam formunun parçalarını değiştirmekten öteye gidememektedir. Bilim dünyasının en prestijli isimlerinden biri olan J. Craig Venter, "Biz aslında sıfırdan bir yaşam yaratmadık, mevcut bir hücrenin içine sentetik olarak ürettiğimiz bir yazılımı yerleştirdik ve hücrenin bu yeni yazılımla çalışmasını sağladık"[1] itirafıyla, biyolojik temelin (donanımın) hâlâ doğadan ödünç alındığını belirtmiştir. Bilim insanları bir bakterinin genomunu bilgisayarda tasarlayıp sentezleyebilirler ancak o genomun canlanabilmesi için yine canlı bir hücrenin sitoplazmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum, yaşamın sadece bir "yazılım" değil, yazılım ile donanımın birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içinde olduğu bir "bütünleşik sistem" olduğunu kanıtlamaktadır.
Biyolojik sistemlerin bu aşırı hassas düzeni, sadece rastlantısal bir araya gelişlerle açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Lehigh Üniversitesi’nden biyokimyacı Michael Behe, "Hücre içindeki moleküler makineler, 'indirgenemez karmaşıklık' sergiler; yani sistemin çalışması için tüm parçaların aynı anda ve aynı yerde kusursuz bir uyumla bulunması gerekir, tek bir parçanın eksikliği sistemi işlevsiz kılar"[2] diyerek, yaşamın tesadüfi bir kimyasal çorbadan ziyade, derin bir tasarım ve amaçlılık barındırdığını savunur. Behe’nin bu perspektifi, inanç dünyası ile bilimsel veriler arasında köprü kurarak, yaşamın arkasındaki "aklı" sorgulayan bir denge unsuru oluşturmaktadır. Teknolojimiz metal ve silikon üzerinde ne kadar ilerlerse ilerlesin, bir hücrenin içindeki ribozomun protein sentezleme hızına veya DNA polimerazın hata düzeltme yeteneğine henüz yaklaşamamıştır.
[1] J. Craig Venter, J. Craig Venter Institute, "Biz aslında sıfırdan bir yaşam yaratmadık, mevcut bir hücrenin içine sentetik olarak ürettiğimiz bir yazılımı yerleştirdik ve hücrenin bu yeni yazılımla çalışmasını sağladık", Science Journal, Maryland, 2010
[2] Michael Behe, Lehigh University, "Hücre içindeki moleküler makineler, 'indirgenemez karmaşıklık' sergiler; yani sistemin çalışması için tüm parçaların aynı anda ve aynı yerde kusursuz bir uyumla bulunması gerekir", Darwin's Black Box, New York, 1996
Bilgi Teorisi ve Yaşamın Geleceği
İnsan aklı, doğayı taklit ederek uçaklar ve bilgisayarlar yapmış olsa da, doğanın en küçük yapı taşı olan hücrenin mimarisi karşısında hayranlık ve acziyet karışımı bir duygu içindedir. Bir tavuk yumurtasının içindeki genetik programın, sadece sıcaklık ve zaman faktörüyle tam teşekküllü, görebilen, duyabilen ve hareket edebilen bir canlıya dönüşmesi, mühendislik terminolojisiyle açıklanması imkânsız bir "kendi kendine organize olma" sürecidir. MIT’den fizikçi Jeremy England, "Yaşamın fiziksel yasalarla çelişmediğini, aksine maddenin dışarıdan gelen enerjiyi dağıtma biçiminin bir sonucu olabileceğini"[1] ileri sürse de, bu durum yaşamın içindeki "bilgi" (information) boyutunu açıklamaya yetmemektedir. Maddeye can veren şey, atomların dizilimi değil, o dizilimin taşıdığı anlam ve işlevsel koddur.
Biyolojik yaşamın bu aşılmaz sınırı, insanı hem teknik hem de felsefi bir muhasebeye zorlamaktadır. Yapay zekâ sistemleri bugün milyarlarca parametreyi saniyeler içinde işleyebilirken, en gelişmiş robotlarımız bile bir amipin çevreye uyum sağlama ve hayatta kalma becerisine sahip değildir. Bu gerçeklik, bilimin keşif yolculuğunu kamçılayan bir motor görevi görürken, aynı zamanda evrendeki yerimiz ve varoluşumuzun derinliği üzerine bizi yeniden düşünmeye davet etmektedir. İnsanlık, maddeyi şekillendirme gücüyle dünyayı değiştirse de, yaşamın sırrına olan yolculuğu, her yeni keşifte biraz daha derinleşen bir hayranlıkla devam edecektir.
[1] Jeremy England, Massachusetts Institute of Technology, "Maddenin ışık ve ısı gibi dış enerjileri soğurup dağıtma biçimi, atomların kendilerini yaşam benzeri yapılara dönüştürmesini fiziksel olarak zorunlu kılabilir", Journal of Chemical Physics, Boston, 2013
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)iletisimMakaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."www.yansimabilim.com.tr