Modern ekonomi ve kamu yönetimi sistemleri, bireyin karar verme süreçlerini etkilemek amacıyla psikolojik ve teknolojik araçları her geçen gün daha sofistike biçimde kullanmaktadır. Davranışsal ekonomi literatüründe bu araçların bütünü “seçim mimarisi” (choice architecture) olarak tanımlanır. Günlük hayatın en sıradan kararları bile artık geniş veri setleri, karmaşık algoritmalar ve nöro-psikolojik analizlerle öngörülebilir kılınmıştır. Bir kredi kartı sözleşmesini imzalamak ya da dijital bir platformun kullanım şartlarını onaylamak, çoğu zaman bireyin nasıl tepki vereceğinin milimetrik olarak hesaplandığı bir tasarımın parçasıdır. Bilim dünyasında bu durum, bireyleri kendi yararlarına olan seçeneklere yönlendirme iddiasındaki “dürtme” (nudge) kavramıyla açıklansa da, madalyonun öbür yüzü çok daha karanlık bir tabloyu, yani bireyi dezavantajlı konuma iten “balçık” (sludge) üretimini ortaya koymaktadır.
"Bir sistem, kullanıcının yararına olacak seçenekleri kolaylaştırmak yerine süreci kasıtlı biçimde karmaşık hale getiriyorsa bu artık bir yönlendirme değil 'balçık üretimi' anlamına gelmektedir." [1] Nobel ödüllü ekonomist Richard Thaler, University of Chicago’daki çalışmalarında bu yapısal bozulmanın altını çizerek, modern kurumların şeffaflıktan uzaklaşarak bireyin rasyonel karar verme yetisini nasıl felç ettiğini vurgular. Özellikle finansal sistemlerde uygulanan "çapalama etkisi" (anchoring effect), insan zihninin karşılaştığı ilk rakamı bir referans noktası olarak kabul etme eğilimini suistimal eder. Bankalar, kredi kartı ekstrelerinde borcun tamamı yerine "asgari ödeme" tutarını parlatarak müşteriyi bu rakama psikolojik olarak çapalar. Bu durum, bireyin borç sarmalından çıkmasını zorlaştırırken, bankanın faiz gelirlerini matematiksel bir kesinlikle garanti altına alır.
[1] Richard H. Thaler, University of Chicago, "Bir sistem, kullanıcının yararına olacak seçenekleri kolaylaştırmak yerine süreci kasıtlı biçimde karmaşık hale getiriyorsa bu artık bir yönlendirme değil 'balçık üretimi' anlamına gelmektedir", Yale University Press, New Haven, 2008
Görünmez Zincirler: Seçim Mimarisi Ve Balçık Üretimi
Finansal piyasalardaki bu yönlendirmeler yalnızca serbest piyasa ekonomilerine özgü bir fenomen değildir; aksine küresel ölçekte farklı yönetim modellerinde teknolojik kontrol araçlarına dönüşmektedir. Örneğin Çin’de uygulanan Sosyal Kredi Sistemi, bireyin sadece finansal değil, sosyal davranışlarını da puanlayarak ekonomik fırsatlara erişimi bir ödül-ceza mekanizmasına bağlar. Bu noktada sistemin güvenliği ve etiği üzerine ciddi tartışmalar baş göstermektedir. Harvard Üniversitesi hukuk profesörü Elizabeth Warren, finansal ürünlerin piyasaya sürülme sürecindeki denetim boşluğunu şu çarpıcı örnekle gözler önüne serer: "Hatalı üretilmiş bir tost makinesinin piyasaya çıkması yasakken, aileleri iflasa sürükleyebilecek karmaşık finansal ürünler çoğu zaman yasal biçimde satışa sunulabilmektedir."[1] Bu tespit, teknik karmaşıklığın bir kalkan olarak kullanılarak etik denetimden nasıl kaçıldığını kanıtlar niteliktedir.
Davranışsal ekonomist Dan Ariely ise kurumların bireyin zaaflarını bekleyen bir yapıya bürünmesinin toplumsal güveni kökten sarstığını belirtir. İnsan zihninin dalgınlık, acelecilik ve dikkat dağınıklığı gibi doğal halleri, modern denetim sistemlerinde birer gelir kapısına dönüşebilmektedir. Hız sınırlarının tabelalarla yeterince netleştirilmediği ancak radarların sıklaştırıldığı yollar, caydırıcılıktan ziyade bütçe açığı kapatma amacı güden "öngörülebilir akıldışılık" örnekleridir. Ariely'ye göre; "Kurumlar dürüst davranışı teşvik eden şeffaf sistemler kurmak yerine bireyin hata yapmasını bekleyen karmaşık bir düzen oluşturduğunda toplumsal güven zedelenmeye başlar."[2] Bu durum, kamu yönetiminin asli görevi olan toplum yararını, matematiksel bir verimlilik ve ceza odağına kurban etme riskini taşır.
[1] Elizabeth Warren, Harvard Law School, "Hatalı üretilmiş bir tost makinesinin piyasaya çıkması yasakken, aileleri iflasa sürükleyebilecek karmaşık finansal ürünler çoğu zaman yasal biçimde satışa sunulabilmektedir", Democracy Journal, Washington D.C., 2007
[2] Dan Ariely, Duke University, "Kurumlar dürüst davranışı teşvik eden şeffaf sistemler kurmak yerine bireyin hata yapmasını bekleyen karmaşık bir düzen oluşturduğunda toplumsal güven zedelenmeye başlar", HarperCollins, New York, 2008
İrade Ve Algoritma: Teknik Kuşatmada İnsan Onuru
Modern dünyanın sunduğu bu karmaşık labirentte mesele sadece ekonomik bir kayıp-kazanç dengesi değil, aynı zamanda derin bir irade savaşıdır. Pozitivist yaklaşımlar verimlilik ve piyasa etkinliğini kutsarken, etik ve inanç temelli perspektifler insan onurunu merkeze alır. Faslı düşünür Taha Abdurrahman, bireyin karar süreçlerinin görünmez tekniklerle yönlendirilmesini "özgürlüğün biçimselleşmesi" olarak niteler. Ona göre, bir insanın tercihlerinin psikolojik manipülasyonlarla önceden belirlenmiş olması, gerçek bir irade beyanından söz etmeyi imkansız kılar. Abdurrahman, bu durumu şu şekilde ifade eder: "Bireyin seçimlerinin psikolojik manipülasyonlar aracılığıyla yönlendirilmesi, özgürlüğün yalnızca biçimsel olarak var olduğu bir düzen yaratma riskini taşımaktadır."[1] Gerçek özgürlük, ancak bireyin dış baskılardan ve algoritmik yönlendirmelerden arınmış, saf bir bilinçle karar verebilmesiyle mümkündür.
Sonuç olarak, seçim mimarisi etik bir sorumlulukla ve insan onuruna saygıyla inşa edilmediği sürece, bireyin özgür iradesi giderek daralan bir alan içinde hapsolacaktır. Bankaların sunduğu cazip tekliflerin arkasındaki maliyetleri görebilmek, devletin denetim mekanizmalarını eleştirel bir süzgeçten geçirebilmek ve dijital dünyanın kurduğu psikolojik tuzakları fark edebilmek, günümüz insanının en güçlü savunma mekanizmasıdır. Ekonomik ve yönetsel sistemlerin sürdürülebilirliği, sadece üretilen artı değerle değil, insanın özgür iradesine bırakılan alanın genişliğiyle ölçülmelidir. Modern dünyada kaybolmamanın yolu, yüksek bir farkındalık ve bu karmaşık matematiksel düzene karşı geliştirilecek sistem okuryazarlığından geçmektedir.
[1] Taha Abdurrahman, Fas Düşünce Akademisi, "Bireyin seçimlerinin psikolojik manipülasyonlar aracılığıyla yönlendirilmesi, özgürlüğün yalnızca biçimsel olarak var olduğu bir düzen yaratma riskini taşımaktadır", The International Institute of Islamic Thought, Virginia, 2012
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)bize bu forumdan yazınızMakaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."www.yansimabilim.com.tr