Evans-Pritchard, Oxford Üniversitesi'nde tarih eğitimi aldıktan sonra London School of Economics'te (LSE) antropolojiye yönelmiştir. Kariyeri boyunca özellikle Doğu Afrika'da gerçekleştirdiği derinlemesine saha çalışmalarıyla tanınmıştır. En önemli çalışmalarını Sudan’daki Azande ve Nuer halkları arasında yürütmüştür.
1. Azande'de Büyü, Kehanet ve Sihirbazlık (1937) Bu eser, antropoloji tarihinde bir dönüm noktası kabul edilir. Evans-Pritchard, Azande halkının büyüye olan inancını "mantıksız" bir hurafe olarak değil, kendi içinde tutarlı bir mantıksal sistem olarak tanımlamıştır.
Büyünün, toplumsal olaylardaki aksaklıkları (talihsizlikleri) açıklamak için rasyonel bir felsefi çerçeve sunduğunu savunmuştur.
Bu yaklaşım, Batılı olmayan düşünce sistemlerinin rasyonalitesini anlama konusunda modern çalışmaların önünü açmıştır.
2. Nuerler (1940) Nuer halkının siyasi ve toplumsal yapısını incelediği bu eser, "segmenter soy sistemi" (segmentary lineage system) kavramını antropoloji literatürüne kazandırmıştır. Merkezi bir devlet otoritesi olmayan bir toplumun, akrabalık bağları üzerinden nasıl karmaşık bir siyasi düzen ve denge kurduğunu analiz etmiştir.
Evans-Pritchard'ın disipline en büyük mirası, antropolojinin doğa bilimlerine benzer yasalar arama çabasına (fonksiyonalizm) karşı çıkmasıdır. 1950'deki ünlü konferansında antropolojinin tarihe daha yakın olduğunu savunmuştur:
Toplumların sadece statik yapılarının değil, değişim süreçlerinin ve anlam dünyalarının incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Ona göre antropolog, toplumu bir organizma gibi laboratuvarda inceleyen bir bilim insanı değil, yabancı bir kültürü "tercüme eden" bir yorumcu olmalıdır.
1946-1970 yılları arasında Oxford Üniversitesi'nde Sosyal Antropoloji Kürsüsü'nde profesörlük yapan Evans-Pritchard, 1971 yılında şövalyelik unvanı (Sir) almıştır. Din antropolojisi, akrabalık sistemleri ve toplumsal düşünce tarihi üzerine çalışmaları, bugün hala antropoloji, sosyoloji ve din bilimleri eğitiminin temel taşlarını oluşturmaktadır.