Modern toplumda evrim teorisi ile inanç arasındaki ilişkinin sürekli bir çatışma içinde olduğu yönünde güçlü bir algı vardır. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve politik tartışmalarda bilim insanlarının iki karşıt cepheye ayrıldığı izlenimi sıkça verilir. Oysa bilimsel literatüre yakından bakıldığında tablo çok daha nüanslıdır. Biyolojik evrim konusunda çalışan araştırmacılar arasında metodolojik düzeyde geniş bir uzlaşı bulunurken, ayrışmanın çoğu zaman metafizik yorum katmanında ortaya çıktığı görülür. Bu makale, bilimsel veri alanındaki uzlaşı ile ideolojik ve medya temsillerindeki çatışma arasındaki farkı incelemektedir.
Evrim Teorisi Metafizik Bir İddia Mıdır?
Evrim teorisi, canlı türlerinin zaman içinde değişimini açıklayan biyolojik bir modeldir. Türlerin Kökeni’ni kaleme alan Charles Darwin, teorisini doğa yasaları çerçevesinde temellendirmiştir. Darwin’in kişisel inanç serüveni zaman içinde değişmiş, gençliğinde teolojik eğitim almış, ilerleyen yıllarda ise agnostik bir pozisyona yaklaşmıştır. Ancak önemli olan nokta, evrim teorisinin Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu üzerine doğrudan bir hüküm içermemesidir.
Harvard Üniversitesi’nden paleontolog Stephen Jay Gould, bilimin ve dinin farklı alanlarda işlediğini ifade ederek şu tespiti yapmıştır: “Bilim doğanın olgusal yapısını inceler; din ise anlam ve değer alanında konuşur.[1]” . Gould’un “ayrı magisterium” yaklaşımı, metodolojik naturalizmin özünü sade biçimde özetler: Bilim, açıklamalarında doğaüstüne başvurmaz; bu, doğaüstünü reddettiği için değil, yöntemsel sınırları gereği böyledir.
Stanford Üniversitesi’nden filozof Karl Popper ise bilimin ayırt edici özelliğini yanlışlanabilirlik ilkesinde görür: “Bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gerekir.[2]” Evrim teorisi bu kriteri karşılar; fosil kayıtları, genetik veriler ve gözlemlerle sürekli sınanır. Buna karşılık metafizik iddialar yanlışlanabilirlik sınırlarının dışındadır.
Bu çerçevede evrimi kabul eden bir bilim insanı Tanrı’ya inanabilir ya da inanmayabilir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne bağlı İnsan Genom Projesi’nin liderliğini yapmış olan Francis Collins, hem evrimi savunmuş hem de inancını açıkça dile getirmiştir. Collins, bilimin inançla zorunlu bir çatışma içinde olmadığını şu sözlerle ifade eder: “Evrim, Tanrı’nın yaratma yöntemlerinden biri olabilir.[3]”
Dolayısıyla biyolojik veriler üzerinde geniş bir bilimsel uzlaşı varken, ayrışma çoğu zaman “nihai açıklama” düzeyinde ortaya çıkar. Evrim, biyolojik bir süreç olarak kabul edilir; fakat bu sürecin arkasında metafizik bir anlam olup olmadığı sorusu bilimsel yöntemin kapsamı dışındadır.
Bilimin Politize Edilmesi
Bilimsel tartışmaların kamuoyunda sert ideolojik çatışmalar gibi sunulması, çoğu zaman laboratuvardaki gerçek durumla örtüşmez. Evrimsel biyoloji, genetik ve paleontoloji alanlarında çalışan araştırmacılar arasında temel mekanizmalar konusunda güçlü bir konsensüs vardır. Ancak medya ve siyaset, bu teknik uzlaşıyı çoğu zaman kimlik temelli bir mücadeleye dönüştürür.
Oxford Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Richard Dawkins, din ile bilimin epistemolojik olarak farklı zeminlerde durduğunu savunmuş ve şu ifadeyi kullanmıştır: “Evrim teorisi, biyolojideki en güçlü açıklayıcı çerçevedir.[4]” Dawkins’in yaklaşımı metafizik yorumları gereksiz görürken, Collins gibi inançlı bilim insanları aynı biyolojik verileri farklı bir ontolojik çerçevede yorumlamaktadır.
Bu noktada dikkat çekici olan, biyolojik mekanizmalar konusunda tarafların büyük ölçüde aynı verileri kabul etmesidir. Çatışma, genetik kodun yapısında ya da doğal seçilimin işleyişinde değil; bu verilerin dünya görüşü içindeki anlamında ortaya çıkar.
Bilimsel figürlerin medya tarafından sembolleştirilmesi, meseleyi daha da keskinleştirir. Bir bilim insanı, akademik bağlamdan koparıldığında artık bir araştırmacı değil, ideolojik bir temsilciye dönüşür. Bu dönüşüm, bilimsel uzlaşı alanını görünmez kılarken metafizik ayrımı abartılı bir cepheleşme biçiminde sunar.
Bilimsel Görünümün İstismarı
Bilimin araçsallaştırılması yalnızca evrim tartışmalarıyla sınırlı değildir. Parapsikoloji, astroloji ve ufoloji gibi alanlarda da bilimsel terminoloji sıklıkla kullanılmakta, ancak metodolojik kriterler çoğu zaman karşılanmamaktadır.
Bilimsel yöntemin temel ölçütleri tekrarlanabilirlik, yanlışlanabilirlik ve eleştirel denetimdir. Bu ölçütler karşılanmadığında ortaya çıkan yapı, bilimsel içerikten çok bilimsel görünüme dayanır. Grafikler, istatistiksel terimler ve teknik kavramlar, kamuoyunda güven üretmek için kullanılabilir; ancak bu, bir iddiayı otomatik olarak bilimsel kılmaz.
Burada temel ayrım, araştırmaya açık tartışmalı alan ile bilimsel görünüm altında kesinlik iddia eden söylem arasındadır. Bilimin sembolik gücü yüksek olduğu için, bu gücün ticari veya ideolojik amaçlarla istismar edilmesi mümkündür. Bu durum, hem kamuoyunun bilim algısını zedeler hem de gerçek bilimsel tartışmaların ciddiyetini gölgeler.
Çatışma Nerede?
Biyolojik evrim konusunda çalışan bilim insanları arasında temel mekanizmalar düzeyinde güçlü bir uzlaşı vardır. İnançlı ya da seküler olmaları, deneysel veriler üzerinde ortak çalışabilmelerine engel değildir. Ayrışma, çoğunlukla metafizik yorum alanında ortaya çıkar.
Gerçek çatışma çoğu zaman laboratuvarda değil, temsil düzeyindedir. Bilimsel verinin ideolojik ya da ticari amaçlarla araçsallaştırılması, toplumda yapay bir kutuplaşma üretir. Bu nedenle “bilim ve inanç çatışması” söylemi, çoğu zaman bilimsel verinin değil, yorumların çatışmasını yansıtır.
Bilim, doğayı açıklama yöntemidir; dünya görüşü üretme zorunluluğu yoktur. Metafizik tercihler bireysel alana aittir. Bu ayrım netleştirildiğinde, evrim tartışmasının büyük bölümünün veri düzeyinde değil, anlam düzeyinde gerçekleştiği daha açık biçimde görülür.
[1] Stephen Jay Gould, Harvard University, “Bilim doğanın olgusal yapısını inceler; din ise anlam ve değer alanında konuşur.”, Rocks of Ages, New York, 1999.
[2] Karl Popper, London School of Economics, “Bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gerekir.”, The Logic of Scientific Discovery, London, 1959.
[3] Francis Collins, National Institutes of Health, “Evrim, Tanrı’nın yaratma yöntemlerinden biri olabilir.”, The Language of God, New York, 2006.
[4] Richard Dawkins, University of Oxford, “Evrim teorisi, biyolojideki en güçlü açıklayıcı çerçevedir.”, The Blind Watchmaker, Oxford, 1986.
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital Dergi
Instagram | Pinterest
Tel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)
bulentkucuktegirdag@gmail.com
Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur.
"Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."
www.yansimabilim.com.tr