Kozmosun Farkındalık Eşiği: Karıncadan Galaksilere
Evren, milyarlarca yıl boyunca süren sessiz bir genişleme, yıldız doğumları ve galaktik çarpışmalar silsilesidir. Ancak bu devasa devinim, onu ölçebilecek, formüle edebilecek ve üzerine düşünebilecek bir zihin ortaya çıkana kadar teknik olarak "anlamsız" bir veri yığınıdır. Bir karıncanın dünyası feromon izleri ve fiziksel engellerle sınırlıyken, bir şempanzenin algısı toplumsal hiyerarşi ve hayatta kalma güdüleriyle şekillenir. Karınca için bir bilgisayar işlemcisi sadece aşılması gereken pürüzlü bir yüzeydir; o işlemcinin içindeki milyarlarca transistörün işlediği veri, karıncanın gerçekliğinde yoktur. İnsan türü ise, evrenin kendi kurallarını (matematik, fizik, kimya) yine evrenin içinden çıkan bir biyolojik yapı sayesinde anlayabilen yegâne organizmadır. Bu durum, fizikçi John Archibald Wheeler'ın ortaya attığı "Katılımcı Evren" modelini akıllara getirmektedir. Wheeler'a göre, gözlemci sadece dış dünyayı izleyen bir pasif tanık değil, aynı zamanda o gerçekliğin çökmesini ve varlık kazanmasını sağlayan aktif bir unsurdur. Princeton Üniversitesi'nden "Evren, var olabilmek için bir gözlemciay ihtiyaç duyar; gözlemcinin varlığı, kuantum seviyesindeki olasılıklar denizini somut bir gerçekliğe dönüştüren anahtardır"[1] ifadesi, insanlığın bu devasa sahnede sıradan bir izleyiciden çok daha fazlası olduğunu savunur. Eğer bir ormanda bir ağaç devrilirse ve onu duyacak kimse yoksa, o sadece bir hava titreşimidir; onu "ses" yapan şey, bir kulak ve bir beyindir.
[1] John Archibald Wheeler, Princeton Üniversitesi, "Evren, var olabilmek için bir gözlemciye ihtiyaç duyar; gözlemcinin varlığı, kuantum seviyesindeki olasılıklar denizini somut bir gerçekliğe dönüştüren anahtarlar", At Home in the Universe, New York, 1994
Antropik İlke ve Hassas Ayarlar: Kozmik Bir Piyango mu?
Evrenin bu denli karmaşık bir biyolojik yaşamı destekleyecek şekilde tasarlanmış gibi görünmesi, bilim dünyasında "Antropik İlke" olarak adlandırılır. Bu durumu bir örnekle açıklamak gerekirse: Bir radyo alıcısının düğmesini düşünün; eğer bu düğme milimetrenin milyarda biri kadar sağa veya sola kaysa, istasyon kaybolur ve sadece cızırtı kalır. Yerçekimi kuvveti mevcut değerinden milyonda bir oranında farklı olsaydı, yıldızlar asla oluşamaz veya çok çabuk sönerdi. Meudon Gözlemevi’nden Brandon Carter, bu durumu evrenin "insanı bekleyen" yapısı olarak tanımlar. Carter’a göre, "Evrenin temel parametreleri, bir noktada bilinçli gözlemcilerin evrimleşmesine izin verecek kadar dar bir aralıkta ayarlanmıştır; bu, tesadüften öte bir yapısal zorunluluk gibi görünmektedir"[1]. Bu perspektiften bakıldığında, bizden önce bu muhteşemliği gören başkalarının olup olmadığı sorusu, "Fermi Paradoksu" ile kesişir. Galaksimizde milyarlarca dünya benzeri gezegen varken neden gökyüzü bu kadar sessiz? Belki de yaşamın ortaya çıkması "Büyük Filtre" denilen, atomların bir araya gelip "farkındalık" kazanmasını engelleyen aşılması imkânsız bir duvardır. İnsanlık, bu duvarın ötesine geçmiş ve evrenin ıssız koridorlarında yankılanan tek ses haline gelmiş olabilir.
[1] Brandon Carter, Meudon Gözlemevi, "Evrenin temel parametreleri, bir noktada bilinçli gözlemcilerin evrimleşmesine izin verecek kadar dar bir aralıkta ayarlanmıştır; bu, tesadüften öte bir yapısal zorunluluk gibi görünmektedir", Large Number Coincidences and the Anthropic Principle in Cosmology, Krakow, 1974
Matematiğin Evrensel Dili ve Zihnin Sınırı: Kodun Çözülmesi
Fiziksel kuralların matematiksel bir kesinlikle işliyor olması, zihnimizin evrenle olan ontolojik bağını güçlendirir. Bir dâhinin senfonisini dinlerken notaların arkasındaki matematiği hissetmek gibi, biz de evrenin yasalarına baktığımızda bir çok muazzam zarif denklemlerle karşılaşırız. Roger Penrose, evrenin işleyişindeki matematiksel zekânın, basit bir evrimsel hayatta kalma mekanizmasıyla açıklanamayacak kadar derin olduğunu savunur. Oxford Üniversitesi'nden Penrose, "Matematiksel kavramlar fiziksel dünyadan bağımsız bir gerçekliğe sahiptir ve insan zihni bu 'Platonik' dünyaya erişebilen, evrenin kodlarını çözebilen bir köprüdür"[1] diyerek, bilincin sadece biyokimyasal bir yan ürün olmadığını, evrenin temel bir parçası olduğunu öne sürer. Eğer bizler bu sahnede yoksak, termodinamiğin ikinci yasası olan entropi uyarınca evren sadece soğuyan ve ölen bir madde yığınına dönüşecektir. Bir elmasın parlaması için ışığa, ışığın anlam kazanması içinse bir göze ihtiyaç vardır. Tanıklık, varlığın kaosa karşı kazandığı tek entelektüel zaferdir.
Son Tanığın Sorumluluğu ve Kozmik Gece
Gelecekte, evrenin genişlemesi o kadar hızlanacaktır ki, galaksiler birbirinin görüş alanından çıkacak ve gökyüzü zifiri karanlığa gömülecektir. Milyarlarca yıl sonraki bir gökyüzü gözlemcisi (eğer kalırsa), sadece kendi galaksisini görecek ve evrenin bir zamanlar devasa olduğunu asla bilemeyecektir. Bu "Isı Ölümü" senaryosunda, enerji farkları yok olacak ve yaşam için gerekli olan termodinamik akış duracaktır. Bu, evrenin "gözlerinin" tamamen kapanması anlamına gelir. Bizler, kozmik takvimin en şanslı diliminde yaşıyoruz; hem geçmişin ışığını görebiliyor hem de geleceğin karanlığını öngörebiliyoruz. Eğer bizden önce başka uygarlıklar yükselip çöktüyse, onlar kendi zaman dilimlerinin tanıklarıydılar. Ancak modern bilimle donanmış olan bizler, evrenin başlangıcından (Büyük Patlama) sonuna kadar olan süreci bir bütün olarak kavrayabilen ilk ve belki de son kuşağız. Yıldızların içindeki nükleer füzyondan, DNA'mızdaki baz eşleşmelerine kadar her şey, bir bilincin süzgecinden geçtiği sürece bir "hikâye" niteliği taşır. Bizler bu devasa tiyatronun son perdelerini izleyen ve alkışlayanlarız; biz sustuğumuzda, evren de milyarlarca yıllık mutlak sessizliğine geri dönecektir.
[1] Roger Penrose, Oxford Üniversitesi, "Matematiksel kavramlar fiziksel dünyadan bağımsız bir gerçekliğe sahiptir ve insan zihni bu 'Platonik' dünyaya erişebilen, evrenin kodlarını çözebilen bir köprüdür", The Emperor's New Mind, Oxford, 1989
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)iletisimMakaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."www.yansimabilim.com.tr