İlk modern borsaların gelişmesiyle birlikte insanlar yalnızca mal ve ticaret üzerine değil, şirketlerin gelecekteki kâr payları ve beklentileri üzerine de varlık tahsis etmeye başladı. Özellikle on yedinci yüzyıl Hollanda’sında Doğu Hindistan Şirketi’nin hisselerinin alınıp satılması, modern hisse senedi piyasalarının gelişiminde dönüm noktası oldu. Konuyla ilgili olarak[1] Charles Mackay, Tarihçi ve Yazar, "İnsanlar sürü halinde çılgınlıkları severler; akıllarını yavaş yavaş kaybederler, ancak teker teker ve çok uzun bir sürede tekrar akıllarını başlarına toplarlar", Extraordinary Popular Delusions, Londra, 1841 şeklinde belirttiği üzere, kitlelerin piyasadaki coşkusu asırlar boyunca benzer kalıplarla tekrarlanmıştır.
Fakat finansal piyasaların büyümesi, beraberinde insanoğlunun en eski zaaflarından birini de körükledi: Kısa zamanda zahmetsizce büyük kazanç elde etme arzusu. Tarihteki Lale Çılgınlığı, Güney Denizi Balonu ve benzeri erken dönem spekülatif patlamalar, bireylerin gerçek ekonomik değerden tamamen koparak, fiyatların gelecekte daha da yükseleceğine körü körüne inanabildiğini gösterdi. Bu tür dönemlerde borsa, şirketlerin bilanço verilerini ve gerçek performansını arkada bırakarak beklentilerin, dedikoduların ve derin korkuların yönettiği soyut bir alana evrildi.
Büyük Çöküşler ve Borçlanma Sarmalı
Piyasalardaki spekülatif coşku akılcı temellerden uzaklaştıkça, sistemin kaçınılmaz sonu olan büyük çöküşlerin zeminleri de döşenmiş oldu. Bin dokuz yüz yirmi dokuz Wall Street Çöküşü, bu durumun tarihteki en yıkıcı örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Hisse senetlerinin sonsuza kadar yükseleceğine inanan yatırımcıların aşırı borçlanarak, kaldıraçlı işlemlerle piyasaya girmesi; fiyatlarda ufak bir sarsıntı görüldüğünde zincirleme bir panik dalgasına ve devasa iflaslara yol açtı. Benzer şekilde, yirminci yüzyılın sonlarında teknoloji hisselerinde yaşanan dot-com balonu ve iki bin sekiz küresel finans krizi de piyasaların yalnızca rasyonel ekonomik göstergelerle değil, derin bir kolektif psikolojiyle hareket ettiğini gözler önüne serdi. Bu süreçlerin dinamiklerini inceleyen[2] Prof. Dr. Robert Shiller, Yale Üniversitesi, "Piyasalardaki spekülatif baloncuklar, temelde insanların birbirlerini gaza getirdiği ve rasyonelliğin yerini irrasyonel bir coşkunun aldığı sosyal bir bulaşma sürecidir", Irrational Exuberance, New York, 2000 değerlendirmesiyle kitle psikolojisinin yıkıcı gücünü özetlemektedir.
Yatırım araçlarının çeşitlenmesi ve dijitalleşmesi, bireylerin piyasaya erişimini kolaylaştırırken spekülasyon hızını da katbekat artırdı. Bilgiye anında ulaşılabilen bu yeni çağda, şirketlerin gerçek değerinden ziyade anlık trendler ve sosyal medya üzerinden yayılan spekülatif dalgalar piyasaları yönlendiren ana unsur haline geldi. Borçlanma araçlarının ve türev ürünlerin karmaşıklığı, bilinçsiz yatırımcıyı doğrudan finansal bir risk çarkının ortasına çekti.
Davranışsal Finans ve Kumar Masasından Kurtulmak
Borsanın özü itibarıyla bir kumarhane olmadığı, aksine şirketlere büyüme sermayesi sağlayan, ulusal tasarrufları verimli yatırımlara yönlendiren ve ekonomik ekosistemi besleyen hayati bir kurum olduğu gerçeği değişmemektedir. Ancak piyasa aktörlerinin uzun vadeli değer üretimine odaklanmak yerine, "nasıl olsa benden daha pahalıya alacak biri çıkar" mantığıyla hareket etmesi, borsayı adım adım bir kumar masasına çevirmektedir. Burada asıl mesele borsanın teknolojik veya kurumsal yapısı değil, insanın belirsizlik ve risk karşısındaki zihinsel tepkileridir. Küresel piyasalardaki sistematik riskleri ve aşırı kaldıraç döngülerini analiz eden[3] Prof. Dr. Nouriel Roubini, Ekonomist, "Piyasalardaki denetimsiz açgözlülük ve borçlanma kültürü hakim olduğunda, kapitalist pazar mekanizması rasyonel bir yatırım alanından çıkıp yıkıcı bir kumarhane oyununa dönüşür", Crisis Economics, Londra, 2010 tespitiyle bu tehlikeye dikkat çekmektedir.
Günümüzde yapay zekâ algoritmalarının, yüksek frekanslı işlemlerin ve anlık dijital emirlerin hüküm sürdüğü finans dünyasında bile insan doğası sabittir. Piyasalar yükselirken herkes kendisini dâhi birer yatırımcı zannetme eğilimindedir; fakat gerçek sınav, ekonomik göstergeler bozulup fiyatlar sert bir şekilde düşmeye başladığında başlar. Finansal okuryazarlığın ve rasyonel analizin egemen olmadığı bir ortamda, borsa her zaman riskli bir spekülasyon alanı kalmaya mahkûmdur.
[1] Charles Mackay, Tarihçi ve Yazar, "İnsanlar sürü halinde çılgınlıkları severler; akıllarını yavaş yavaş kaybederler, ancak teker teker ve çok uzun bir sürede tekrar akıllarını başlarına toplarlar", Extraordinary Popular Delusions, Londra, 1841
[2] Prof. Dr. Robert Shiller, Yale Üniversitesi, "Piyasalardaki spekülatif baloncuklar, temelde insanların birbirlerini gaza getirdiği ve rasyonelliğin yerini irrasyonel bir coşkunun aldığı sosyal bir bulaşma sürecidir", Irrational Exuberance, New York, 2000
[3] Prof. Dr. Nouriel Roubini, Ekonomist, "Piyasalardaki denetimsiz açgözlülük ve borçlanma kültürü hakim olduğunda, kapitalist pazar mekanizması rasyonel bir yatırım alanından çıkıp yıkıcı bir kumarhane oyununa dönüşür", Crisis Economics, Londra, 2010
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."