Galiplerin Kaleminden Çıkan Savaş Alanları ve Anlatı Tekeli
“Tarihi zafer kazananlar yazar” sözü, tarihin çoğu zaman savaşları, devrimleri ve büyük siyasi dönüşümleri zafer kazanan tarafın dar perspektifinden aktardığı gerçeğini ifade eder. Savaş meydanlarından galip çıkan taraf; hangi olayların tarih sahnesinde öne çıkarılacağını, hangi figürlerin kahraman ilan edileceğini, yenilen tarafın hangi sıfatlarla anılacağını ve nihayetinde hangi resmi anlatının gelecek kuşaklara miras bırakılacağını belirleme gücüne sahip olur. Ancak bu ifade kelimesi kelimesine doğru bir mutlaklığı temsil etmez. Tarih yalnızca galiplerin kaleme aldığı tek taraflı bir masal kitabı değildir; aksine mağlup toplumların gizli belgeleri, kişisel mektupları, yerel kronikleri ve arkeolojik buluntuları gün ışığına çıkarıldığında bambaşka bir manzara ortaya çıkar. Bu bağlamda, "Tarihçinin temel görevi, geçmişin kalıntılarından yola çıkarak mutlak hakikati bulmak değil, iktidarın kurduğu resmi anlatı ile gerçeğin girift ilişkisini çözmektir"[1] değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Edward H. Carr, Cambridge Üniversitesi (Tarih Yazımı ve Kuramsal Yaklaşımlar, "Tarih Nedir?", Londra, 1961), resmi tarihin her zaman sorgulanması gerektiğini savunmaktadır.
Mağdurların ve Kayıp Arşivlerin Tarih Sahnesindeki Direnişi
Bir devlet kendi askeri hamlelerini şanlı birer zafer olarak kayıtlara geçirirken, aynı coğrafyayı paylaşan karşı taraf bu olayları derin bir işgal, yıkım veya toplumsal felaket olarak deneyimleyebilir. Dolayısıyla tarih bilimi ile ham tarih anlatısı arasında keskin ve kalın çizgiler bulunur; olay tektir, fakat olayın taraflarca yüklenen anlamı ve yorumu tamamen farklıdır. Örneğin bir hükümdar kendi saray müneccimlerine yazdığı kroniklerde kendisini cihan fatihi olarak yüceltebilirken, aynı dönemde o hükümdarın kılıcından geçinen toplumun satır aralarında o lider yıkıcı bir istilacı olarak resmedilebilir. Modern tarihçilik, geçmişin sesini yalnızca saray duvarları arasından değil, sıradan insanların yaşam alanlarından duymaya çalışır. Bu metodolojik kırılmayı derinleştiren Prof. Dr. Marc Bloch, Annales Okulu Kurucusu (Tarih Yöntemi ve Toplumsal Hafıza, "Tarihçiliğin Savunusu", Paris, 1949) şu tespiti yapmaktadır: "Geçmişin anlaşılması, yalnızca resmi devlet belgelerinin değil, o dönemin soluk alıp veren tüm insan unsurlarının ortak hafızasının incelenmesiyle mümkündür"[2].
Modern Tarihçiliğin Süzgeci ve Eleştirel Bilgi Üretimi
Geçmişin inşası sürecinde farklı ülkelerin arşivleri, uluslararası yazışmalar ve bağımsız gözlemcilerin raporları karşılaştırılarak çok daha dengeli ve nesnel bir tarih tablosu çizilebilir. Modern tarihçilik bu nedenle "Olayı kim kaleme aldı?" sorusu kadar, "Hangi somut belgeye dayanarak bu iddiada bulundu?" eleştirel sorusunu da sormak zorundadır. Arkeolojik kazılar, ticari defterler ve günlük notlar, resmi iktidar odaklarının yazmak istemediği alternatif gerçekleri gözler önüne serer. Toplumsal belleğin tekelleşmesini önleyen bu çok sesli yaklaşım hakkında Dr. Natalie Zemon Davis, Princeton Üniversitesi (Mikro-Tarih ve Alternatif Arşivler, "Geçmişin Kıyısındaki Hayatlar", New York, 1987) şu değerlendirmeyi yapmaktadır: "Arşivlerin dışına itilmiş olanların sesini duymadığımız sürece, yazılan tarih eksik bir kurgudan ibaret kalacaktır"[3]. Sonuç olarak tarih, yalnızca kazananların kaleme aldığı kilitli bir kapı değil, eleştirel zihinlerin sürekli yeniden açtığı dinamik bir sorgulama alanıdır.
[1] Prof. Dr. Edward H. Carr, Cambridge Üniversitesi, Tarih Yazımı ve Kuramsal Yaklaşımlar, "Tarih Nedir?", Londra, 1961
[2] Prof. Dr. Marc Bloch, Annales Okulu Kurucusu, Tarih Yöntemi ve Toplumsal Hafıza, "Tarihçiliğin Savunusu", Paris, 1949
[3] Dr. Natalie Zemon Davis, Princeton Üniversitesi, Mikro-Tarih ve Alternatif Arşivler, "Geçmişin Kıyısındaki Hayatlar", New York, 1987
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."