İnsanlık, asırlar boyunca evreni anlamlandırmaya çalışırken makro kozmos ile mikro kozmos arasında görünmez bağlar kurmuştur. Modern astrofizik ve nöroloji, bu sezgisel bağın sadece felsefi bir fantezi olmadığını, doğanın derinliklerinde yatan matematiksel bir gerçeklik olduğunu ortaya koymaktadır. Başımızın içinde taşıdığımız o karanlık ve ıslak organ, milyarlarca hücrenin birbiriyle iletişim kurduğu devasa bir bilgi işleme merkezidir. Bilim insanları uzun süre boyunca beynin bu karmaşık yapısını sadece biyolojik evrimin bir mucizesi olarak değerlendirdi. Ancak gelişen teleskop teknolojileriyle evrenin en uzak köşelerini, galaksi kümelerinin dizilimini haritalandırdığımızda, karşımıza ürkütücü bir tablo çıktı: Evrenin makro ölçekteki yapısı ile beynimizin hücresel mimarisi adeta birbirinin aynadaki yansıması gibiydi. Bu morfolojik benzerlik, evrensel yapıların rastgele değil, belirli bir fraktal düzen ve geometrik kurallar çerçevesinde örgütlendiğini fısıldamaktadır. Farabi’nin insanı "küçük evren", evreni ise "büyük insan" olarak tanımlayan kadim felsefesi, modern laboratuvarların kantitatif verilerinde kendine sarsılmaz bir yer bulmaktadır.
Bu büyüleyici benzerliği sadece görsel bir tesadüf olmaktan çıkaran unsur, sistemlerin matematiksel ve yapısal olarak birbirleriyle kurduğu kusursuz paralelliktir. İki bin yirmi yılında yapılan öncü bir araştırma, evrendeki devasa galaksi ağları ile beyindeki sinaptik yapıları karmaşık ağ teorisi hesaplamalarıyla karşı karşıya getirdi. Ortaya çıkan verileri değerlendiren astrofizikçi Dr. Franco Vazza: "Yaklaşık altmış dokuz milyar galaksiden oluşan kozmik ağ ile insan beynindeki seksen altı milyar nöronun oluşturduğu sinaptik ağ, uzayda rastgele dağılmak yerine benzer düğüm noktaları ve bu düğümleri birbirine bağlayan uzun iplikçikler halinde örgütlenmiştir."[1] açıklamasını yapmıştır. Bu sistemlerdeki "düğüm" kavramını, tıpkı kıtaları birbirine bağlayan devasa havalimanlarına veya şehirleri birleştiren ana otoban kavşaklarına benzetebiliriz. Galaksi kümeleri kozmostaki devasa kütleçekim merkezlerini oluştururken, nöron gövdeleri de beyindeki bilgi akışının toplandığı ana istasyonlar olarak işlev görür. Her iki sistemde gerçekleştirilen spektral analizler, bu bağlantıların dalgalanma ve büyüme dağılımlarının neredeyse birebir örtüştüğünü göstererek doğanın ölçekten bağımsız ortak bir geometri kullandığını tescillemiştir.
Sistemlerin morfolojik benzerliği kadar, bu yapıları bir arada tutan kütle ve enerji dağılımı da şaşırtıcı bir paralellik sunar. İnsan beyninin yaklaşık yüzde yetmiş yedisi sudan meydana gelirken, gözlemlenebilir evrenin de yaklaşık yüzde yetmiş üçü doğrudan göremediğimiz ama varlığını bildiğimiz karanlık enerjiden oluşur. Bu dinamik matris yapısına dikkat çeken nörolog Dr. Alberto Feletti: "Hem su hem de karanlık enerji, her iki sistemde de nöronlar ve galaksiler gibi aktif yapıların içinde yüzdüğü, onları bir arada tutan pasif birer matris görevi görmektedir."[2] mantığını öne sürer. Aktif elemanlar olan nöronlar ve galaksiler, bu pasif matrislerin sağladığı fiziksel zemin sayesinde karmaşık ağlar örebilirler. Bilim dünyası, bu muazzam ortaklığın arkasında yatan temel itici gücü çözmek için evrensel optimizasyon ilkelerine yönelmektedir. Evrendeki karmaşık sistemlerin doğasını inceleyen Dr. Mark Newman: "Doğanın farklı ölçeklerde enerji minimizasyonu ve ağ büyümesi için kullandığı evrensel fizik yasaları, en az çaba ile en yüksek veri ve enerji transferini sağlamak üzere kodlanmıştır."[3] gerçeğini vurgular. Fraktal geometrinin bu ürkütücü ve hayranlık uyandırıcı perspektifi, teleskopla sonsuzluğa bakarken aslında kendi zihnimizin derinliklerini izliyor olabileceğimiz ihtimalini doğurmaktadır.
[1] Dr. Franco Vazza, University of Bologna, "Yaklaşık altmış dokuz milyar galaksiden oluşan kozmik ağ ile insan beynindeki seksen altı milyar nöronun oluşturduğu sinaptik ağ, uzayda rastgele dağılmak yerine benzer düğüm noktaları ve bu düğümleri birbirine bağlayan uzun iplikçikler halinde örgütlenmiştir.", Frontiers in Physics, Bologna, 2020
[2] Dr. Alberto Feletti, University of Verona, "Hem su hem de karanlık enerji, her iki sistemde de nöronlar ve galaksiler gibi aktif yapıların içinde yüzdüğü, onları bir arada tutan pasif birer matris görevi görmektedir.", Frontiers in Physics, Verona, 2020
[3] Dr. Mark Newman, University of Michigan, "Doğanın farklı ölçeklerde enerji minimizasyonu ve ağ büyümesi için kullandığı evrensel fizik yasaları, en az çaba ile en yüksek veri ve enerji transferini sağlamak üzere kodlanmıştır.", Networks: An Introduction, Oxford, 2010
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."