İnternet, emekleme döneminde bilginin demokratikleştiği, hiyerarşilerin yıkıldığı ve herkesin eşit ses hakkına sahip olduğu özgürlükçü bir ütopya olarak sunulmaktaydı. Ancak Yirmi Birinci Yüzyılın ilk çeyreğinde bu iyimser tablo, yerini küresel teknoloji tekellerinin egemen olduğu dijital bir feodalizme bırakmıştır. Bugün milyarlarca insanın fikir alışverişinde bulunduğu, haber aldığı ve kamusal tartışmalara katıldığı alanlar, kamuya ait meydanlar değil, Silikon Vadisi merkezli özel şirketlerin mülkiyetindeki platformlardır. Bu platformlar, kullanıcı sözleşmeleri ve "topluluk kuralları" adı verilen, yasal denetimden uzak esnek yönergelerle hangi içeriğin yayında kalacağına ve hangisinin görünmez kılınacağına tek taraflı olarak karar vermektedir. Kamu yararını koruma, dezenformasyonla mücadele veya nefret söylemini engelleme gerekçeleriyle devreye alınan bu mekanizmalar, çoğu zaman meşru muhalif seslerin, sanatsal ifadelerin ve alternatif politik analizlerin de sistem dışına itilmesine yol açmaktadır.
Platformların bu muazzam gücü, geleneksel yayıncılık anlayışının çok ötesinde bir toplumsal mühendislik aracına dönüşmüştür. Dijital mecraların tarafsız birer dağıtıcı olmadığını, aksine aktif birer editör gibi davrandığını savunan çalışmalar konunun vahametini gözler önüne sermektedir. Cornell Üniversitesinden "Tarleton Gillespie, platformların içerik moderasyonu yapmasının kaçınılmaz olduğunu ancak bu sürecin tarafsız bir altyapı sunmaktan ziyade, kamuoyunu ve kültürel normları arka planda aktif bir biçimde yeniden şekillendiren politik bir müdahale olduğunu savunmaktadır"[1]. Gillespie’nin bu tespiti, dijital platformların algoritmik tercihlerinin ve moderasyon kararlarının, toplumların neyi konuşup neyi konuşamayacağını belirleyen görünmez birer baraj kapısı gibi çalıştığını doğrulamaktadır. Bu durum, bilgiye erişim hakkını doğrudan baltalamakta ve bireyleri tekelleşmiş bir bilgi rejimine mahkûm etmektedir.
Gözetim Kapitalizmi ve Algoritmik Otosansürün Doğuşu
Modern dijital sansür, yalnızca belirli kelimelerin veya hesapların engellenmesiyle sınırlı değildir; çok daha derin, davranışsal bir denetim sürecini içerir. Kullanıcıların dijital ayak izlerini takip ederek her tıklamayı, her beğeniyi ve her paylaşımı kaydeden platformlar, elde ettikleri bu devasa veriyi kendi ticari çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Etkileşimi maksimize etmek üzere tasarlanan algoritmalar, kutuplaştırıcı ve sansasyonel içerikleri öne çıkarırken, sakin ve yapıcı tartışmaları görünmez kılmaktadır. Yapay zekâ tabanlı otomatik denetim sistemleri ise insan dilinin ironi, hiciv ve kültürel bağlam gibi ince detaylarını kavrayamadığı için hatalı engellemelere imza atmaktadır. Bu durum, kullanıcılar üzerinde sürekli izlendikleri ve her an sistem dışı bırakılabilecekleri hissini uyandırarak yaygın bir dijital otosansür dalgası yaratmaktadır. Bireyler, algoritmaların "ceza" mekanizmalarına takılmamak adına kendi kendilerini sansürlemeye başlamaktadır.
Bu veri tabanlı yeni toplumsal denetim modeli, bireyin özgür iradesini hedef alan sistematik bir kuşatmadır. Harvard Business School bünyesinde yaptığı çalışmalarla tanınan "Shoshana Zuboff, gözetim kapitalizmi olarak adlandırdığı bu yeni ekonomik düzende, teknoloji devlerinin insan davranışlarını tahmin etmek ve modifiye etmek amacıyla küresel bir dijital denetim ağı kurduğunu belirtmektedir"[2]. Zuboff’un teorisiyle ilişkilendirdiğimizde, dijital sansürün sadece politik bir tercih değil, aynı zamanda kullanıcı davranışlarını belirli sınırlar içinde tutarak ticari karı garantiye almayı hedefleyen ekonomik bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır. Bu sistemde ifade özgürlüğü, platformların reklam gelirlerini ve pazar payını tehdit etmediği sürece ve onların çizdiği algoritmik sınırlar dahilinde var olabilmektedir.
Küreselleşen Baskı ve Demokratik Direniş Kanalları
Dijital platformların sansür gücü, ulusal hükümetlerin otoriter eğilimleriyle birleştiğinde ifade özgürlüğü için çok daha karanlık bir senaryo ortaya çıkmaktadır. Birçok ülke, toplumsal muhalefeti bastırmak veya kendi anlatısını tekelleştirmek adına bu platformları yasal ve ekonomik yaptırımlarla tehdit etmektedir. Platformlar ise faaliyet gösterdikleri pazarlardaki ticari varlıklarını korumak adına, yerel iktidarların hukuk dışı erişim engelleme ve içerik kaldırma taleplerine hızla boyun eğebilmektedir. Bu iş birliği, küresel teknoloji şirketlerinin demokratik değerleri savunmak yerine, otoriter rejimlerin dijital koruyucuları haline gelmesine yol açmaktadır. İnternet sansürünün ve platformların bu baskılar karşısındaki tutumunun yerel düzeydeki yansımaları, dijital haklar mücadelesinin en kritik cephesini oluşturmaktadır.
Türkiye'deki internet mevzuatı ve dijital hak ihlalleri üzerine çalışan hukukçular, bu tehlikeli ittifakın sonuçlarına uzun süredir dikkat çekmektedir. Bilgi Üniversitesinden "Yaman Akdeniz, dijital platformların yerel yasal baskılara boyun eğerek verdikleri tavizlerin ve şeffaflıktan uzak engelleme kararlarının, demokratik tartışma zeminini daraltarak sivil toplumu sessizleştirdiğini vurgulamaktadır"[3]. Akdeniz’in işaret ettiği bu durum, dijital sansürle mücadelenin sadece devletlere karşı değil, aynı zamanda bu şirketlerin hesap verebilirliğini talep eden çok katmanlı bir hak savunuculuğunu gerektirdiğini göstermektedir. İnternetin vaat ettiği özgürlükçü, çok sesli ve demokratik yapıyı yeniden kazanmak; algoritmaların şeffaflaştırılması, topluluk kurallarının uluslararası insan hakları standartlarına uyarlanması ve kullanıcıların kendi verileri üzerindeki haklarının yasal güvencelere bağlanmasıyla mümkündür. Dijital çağda ifade özgürlüğü, ancak özel şirketlerin ve devletlerin tekelci gücüne karşı küresel ve demokratik denetim mekanizmaları inşa edildiğinde korunabilecektir.
[1] Tarleton Gillespie, Cornell Üniversitesi, "Custodians of the Internet: Platforms, Content Moderation, and the Hidden Decisions That Shape Social Media", Yale University Press, New Haven, Sayfa Yetmiş Dört - Doksan Altı, İki Bin On Sekiz
[2] Shoshana Zuboff, Harvard Business School, "The Age of Surveillance Capitalism: The Fight for a Human Future at the New Frontier of Power", PublicAffairs, New York, Sayfa Yüz Otuz Beş - Yüz Elli İki, İki Bin On Dokuz
[3] Yaman Akdeniz, Bilgi Üniversitesi, "Türkiye'de İnternet Sansürü ve İfade Özgürlüğü Engelleri", İfade Özgürlüğü Derneği Yayınları, İstanbul, İkinci Baskı, Sayfa Kırk Beş - Altmış Üç, İki Bin Yirmi Dört
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."