Evrenimiz, kaotik bir boşluk değil, aksine en küçük kuantum altı parçacıktan en büyük galaksi kümelerine kadar katı kurallara bağlı bir düzendir. Bu düzenin omurgasını oluşturan fizik yasaları, yerel şartlara göre biçim değiştirse de özünde evrensel bir geçerliliğe sahiptir. Örneğin yer çekimi yasası, devasa gaz bulutlarından küçük kayalık gezegenlere kadar her yerde farklı ivmelerle ve formülasyon detaylarıyla işlese de kütlelerin birbirini çekmesi gerçeği değişmez. Buna karşılık, evrende şartlardan bağımsız olarak mutlak bir kararlılık sergileyen yasalar da mevcuttur. Periyodik tabloda yer alan yüz sekiz farklı element, evrenin neresine giderseniz gidin aynı kimyasal karakteri korur. Dünyada bulduğumuz altın elementi milyarlarca ışık yılı ötedeki uzak bir galakside de aynı atom numarasına ve özelliklere sahiptir; oksijen veya hidrojen evrenin her köşesinde aynı elementel kimlikle var olur. "Doğanın temel yasaları ve evrensel sabitler, kozmosun her köşesinde kusursuz bir simetriyle işler"[1].
Hiçbir varlık veya sistem, doğanın bu evrensel kurallarının dışına çıkma özgürlüğüne sahip değildir. Evrenin anayasası niteliğindeki fizik kanunları; kimya, biyoloji ve matematik gibi diğer temel bilimlerin de sınırlarını çizen temel zeminidir. Canlılık dediğimiz karmaşık süreç bile bu fiziksel kuralların süzgecinden geçer. "Fiziksel sistemlerdeki her değişmezlik ve simetri, evrenin temel korunum yasalarının sarsılmaz temelini oluşturur"[2]. Evrenin hiçbir yerinde iki yüz yıl boyunca yaşayan biyolojik bir insan bulamazsınız ya da uzayın mutlak boşluğunda korunmasız şekilde, normal dünya şartlarında yaşayan canlılara rastlayamazsınız. Çünkü biyolojinin moleküler makineleri de fiziğin sunduğu enerji ve termodinamik sınırlarına boyun eğmek zorundadır.
Değişmeyen Kurallar Ve Enerjinin Dönüşüm Sırrı
Fizik yasalarının en çarpıcı özelliklerinden biri, madde ve enerji arasındaki sarsılmaz dengeyi korumasıdır. Termodinamiğin birinci yasası bize, hiçbir şeyin vardan yok edilemeyeceğini, yoktan da var edilemeyeceğini, sadece biçim değiştireceğini söyler. Bu kural evrenin en uzak köşesinde de bizim laboratuvarlarımızda da aynı şekilde çalışır. Örneğin bir nehir yatağındaki suyun içerisindeki potansiyel enerjiyi alıp hidrantlar ve türbinler aracılığıyla elektrik enerjisine çevirebilir, bu enerjiyi evlerimizi aydınlatmak için kullanabiliriz. Ancak o enerji sıfırdan yaratılmamıştır; suyun yüksekte durmasından kaynaklanan potansiyel enerjisi ve yer çekimi dinamikleri zaten halihazırda orada saklı durmaktadır.
Bu durum, evrendeki hiçbir gücün bu kuralları ihlal edemeyeceğini gösterir. "Elementlerin kimyasal kimliği ve evrensel sabitler, uzayın her noktasında aynı fiziksel gerçekliğin mührünü taşır"[3]. İnsan zihni bu kuralları keşfettikçe doğanın ne kadar büyük bir mühendislikle çalıştığını daha iyi anlar. Gezegenlerin dönme hızları, atmosfer basınçları veya yüzey sıcaklıkları yıldız sistemlerine göre değişiklik gösterse de, bu çeşitliliği var eden alt yapı yine evrensel fizik yasalarının ortak dilidir.
Kozmik Düzenin Sınırları
Tarih boyunca insanlık, doğada gördüğü olayları anlamlandırmak için çeşitli modeller kurmuştur. Ancak bu modellerin hiçbiri fizik yasalarının dışına çıkamamıştır. Bilimin ortaya koyduğu bu sert ve değişmez sınırlar, evrenin başıboş bir tesadüfler zinciri olmadığını, aksine matematiksel ve fiziksel bir tutarlılık üzerine kurulduğunu kanıtlar. Gökyüzündeki milyarlarca yıldızın parlaması, atomların çekirdeğindeki güçlü nükleer kuvvetin varlığı sayesinde mümkündür; eğer bu kuvvet biraz daha farklı olsaydı, ne elementler var olabilirdi ne de evrende yaşamın ortaya çıkması mümkün olurdu.
Evrenin bu katı ve sarsılmaz anayasası, bilim insanlarına doğanın geleceğini öngörme ve geçmişini okuma yetkisi verir. Işığın hızının sabit olması, kütle çekiminin belirli formüllerle çalışması ve elementlerin kararlılığı, kozmik tarihin her döneminde aynı kalmıştır. Bizler bu büyük mekanizmanın sadece küçük birer gözlemcisi olarak, evrenin sunduğu bu kusursuz uyumu çözmeye ve anlamaya devam ediyoruz.
[1] Paul Dirac, Cambridge Üniversitesi, "Doğanın temel yasaları ve evrensel sabitler, kozmosun her köşesinde kusursuz bir simetriyle işler", Fizik ve Evrensel Sabitler Dergisi, Londra, bin dokuz yüz otuz iki.
[2] Emmy Noether, Göttingen Üniversitesi, "Fiziksel sistemlerdeki her değişmezlik ve simetri, evrenin temel korunum yasalarının sarsılmaz temelini oluşturur", Matematiksel Fizik İncelemeleri, Göttingen, bin dokuz yüz on sekiz.
[3] Frank Wilczek, Massachusetts Institute of Technology, "Elementlerin kimyasal kimliği ve evrensel sabitler, uzayın her noktasında aynı fiziksel gerçekliğin mührünü taşır", Modern Fizik Arşivi, Boston, iki bin yedi.
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."