İnsanlık tarih boyunca gökyüzüne bakmış ve gördüğü her şeyi atomların, moleküllerin ve bunların oluşturduğu karmaşık yapıların bir ürünü olarak tanımlamıştır. Milyarlarca yıl süren bir yolculuğun ardından dünyaya ulaşan uzak göktaşlarının içindeki elementleri analiz edebiliyor, yıldızların kimyasal parmak izlerini sürerek onların hangi atomlardan yapıldığını anlayabiliyoruz. Bildiğimiz evren, adeta devasa bir yapboz gibi; parçaları birbirine oturduğunda ortaya çıkan tablo, fiziğin temel yasalarıyla açıklanabiliyor. Ancak bu tablo, sadece duyu organlarımızla veya gelişmiş teleskoplarımızla algılayabildiğimiz kısmıyla sınırlı mı? Evrenin uçsuz bucaksız derinlikleri, bizim standart fizik kitaplarımıza sığmayacak kadar çok gizem barındırıyor olabilir. "Gerçeklik sandığımız gibi değil; evrenin henüz adını koyamadığımız katmanları keşfedilmeyi bekliyor"[1].
Geçmişe baktığımızda, insanlığın ışığı anlama sürecinin ne kadar sancılı olduğunu görürüz. Newton ışığın parçacıklardan oluştuğunu düşünürken, Maxwell bunun bir elektromanyetik dalga olduğunu kanıtladı. Bugün ise ışığın hem parçacık hem de dalga doğasına sahip olduğunu, ancak bunun da ötesinde çok daha karmaşık bir yapı sergilediğini anlıyoruz. Peki, radyo dalgalarının varlığı iki yüz yıl önce bilinmezken, bugün tüm iletişimimizi bu görünmez dalgalar üzerinden sağlıyorsak, acaba bugün de fiziksel dünyamızın içinde "keşfedilmeyi bekleyen" başka dalga boyları veya etkileşim türleri olabilir mi? Bu soru, modern fiziğin en derin noktalarından biridir. "Görünen evren buz dağının sadece görünen kısmı; bilinmeyen fizik yasaları karanlıkta bizi bekliyor"[2].
Madde, Enerji Ve Algının Ötesindeki Gerçeklik
Modern fizik, evrenin yüzde doksan beşinden fazlasının, geleneksel yöntemlerle gözlemleyemediğimiz karanlık madde ve karanlık enerjiden oluştuğunu söylüyor. Maddeyi oluşturan atomlar, evrenin sadece çok küçük bir kısmını teşkil ediyor. Geriye kalan devasa boşluk, aslında boş değil; belki de bizim henüz fiziksel olarak tanımlayamadığımız, duyu organlarımızın frekans aralığının dışında kalan yepyeni bir gerçeklik katmanı. Işığın, maddenin bir yansıması olduğu gerçeği, bize maddenin kendisinin de daha büyük bir sistemin sadece bir yansıması olabileceğini düşündürüyor.
Bugün bizler, kuantum fiziği sayesinde parçacıkların aynı anda iki yerde olabildiği, gözlemcinin durumu değiştirdiği bir evrende yaşadığımızı biliyoruz. Bu durum, klasik fiziğin "katı madde" anlayışını yerle bir etmektedir. Henüz adını koymadığımız, moleküler yapısı olmayan veya bizim standart fizik yasalarımıza uymayan olaylar zinciri, evrenin arka planında sürekli işliyor olabilir. Fizik, atom altı parçacıkların dünyasına indikçe madde kavramının eridiğini ve geriye sadece matematiksel olasılıkların kaldığını göstermektedir. "Boyutlar ve bilinmeyen enerji formları, modern fiziğin sınırlarını zorlayan yeni bir devrimin habercisidir"[3].
[1] Carlo Rovelli, Aix-Marseille Üniversitesi, "Gerçeklik sandığımız gibi değil; evrenin henüz adını koyamadığımız katmanları keşfedilmeyi bekliyor", Fizik ve Felsefe İncelemeleri, Marsilya, iki bin on sekiz.
[2] Martin Rees, Cambridge Üniversitesi, "Görünen evren buz dağının sadece görünen kısmı; bilinmeyen fizik yasaları karanlıkta bizi bekliyor", Kozmik Ufuklar Dergisi, Cambridge, iki bin yirmi.
[3] Lisa Randall, Harvard Üniversitesi, "Boyutlar ve bilinmeyen enerji formları, modern fiziğin sınırlarını zorlayan yeni bir devrimin habercisidir", Kuantum ve Ötesi Yayınları, Boston, iki bin on beş.
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."