Bülent Küçük’ün kaleminden çıkan Güneş ve Aydınlık, okuyucuyu 1988 yılının Mayıs ayında, Ankara’dan Adana’ya doğru süzülen bir otobüs yolculuğuyla selamlıyor. İlk bakışta dört üniversiteli gencin –Aydın, Ali, Ebru ve Gülşen– mezuniyet sonrası eve dönüş hikâyesi gibi görünen bu anlatı, kısa sürede toplumsal ve tarihsel bir yüzleşmeye evriliyor.
Yolculuk sırasında bir mola yerinde Amerikalı bir turist çiftle yolları kesişen gençler, kendilerini beklenmedik bir dramın içinde bulurlar. "George ve Maria" olarak tanınan bu çiftin aslında Yozgatlı Kirkor ve Meryem olduğu, dillerinin ise 1915'te donup kaldığı gerçeğiyle sarsılırlar. Bu karşılaşma, kitabın ana temalarından biri olan "kimlik" ve "geçmişle yüzleşme" meselelerini, Anadolu'nun o kadim ve samimi şivesiyle harmanlayarak okura sunar.
Hikâyenin kalbi, Çukurova’nın geniz yakan nemli sıcağında, Haydar Ağa’nın kurduğu devasa çiftlikte atar. ODTÜ mezunu bir mühendis olarak dönen Aydın için bu dönüş, sadece bir eve geliş değil, bir "imparatorluğun" veliahtı olarak devrim yapma sorumluluğudur. Kitap, toprağın tozundan holdinglerin cam binalarına uzanan bu sınıfsal geçişi, karakterlerin içsel çatışmalarıyla derinleştirir. Özellikle felsefe öğretmeni olma hayali kuran Ayşe’nin, sevdiği adamın bir "mülkiyet efendisi" olduğunu fark etmesiyle yaşadığı hayal kırıklığı, idealizm ile gerçeklik arasındaki uçurumu gözler önüne serer.
Olay örgüsü, nesiller boyu aktarılan güç mücadelesini ustalıkla işler. 91 yaşındaki "Hanımağa" Hafize Ana’nın toprağa ve aile birliğine dayalı güç tanımı; Oxford mezunu Derya’nın akıllı fabrikalara ve verilere dayalı yönetim anlayışıyla çarpışır. Los Angeles’tan dönen asi oğul Onur’un sanatla ticaret arasındaki sıkışmışlığı ise modern bireyin çıkmazını temsil eder.
Romanın finaline doğru, Aydın’ın geçirdiği kalp krizi tüm aileyi ve ondan ekmek yiyen binlerce insanı bir araya getirir. Hastane bahçesinde kaynayan kazanlar ve edilen dualar, "Güneş Holding"in sadece paradan değil, sarsılmaz bir sadakatten inşa edildiğini kanıtlar.
Güneş ve Aydınlık, sadece bir aile destanı değil; Türkiye’nin son kırk yılındaki sosyolojik dönüşümün, kaybolan şivelerin, unutulmayan acıların ve her şeye rağmen yeniden doğan umudun hikâyesidir. Bülent Küçük, yerelden evrensele kurduğu bu köprüyle, okuyucuyu hem ağlatacak hem de düşündürecek bir eser sunuyor.
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital Dergi
Instagram | Pinterest
Tel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)
bulentkucuktegirdag@gmail.com
Makaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur.
"Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."
www.yansimabilim.com.tr