Steffen’in çalışmaları, Dünya’yı ayrı disiplinlerin incelediği parçalı bir yapı olarak değil, bütüncül bir sistem olarak ele alma fikrine dayanır. Özellikle “gezegen sınırları” (planetary boundaries) modeli, insanlığın güvenli yaşam alanının hangi ekolojik eşikler içinde kaldığını tanımlamaya yönelik en kapsamlı çerçevelerden biri olmuştur. 2015 yılında yayımlanan çalışmalarında vurguladığı üzere, “20. yüzyılın ortasından itibaren insan etkisi, doğal sistemlerin sınırlarını zorlayan bir hız kazanmıştır.” Steffen’in yaklaşımı, iklim bilimi, ekoloji ve sosyo-ekonomik sistemleri birleştirerek Dünya sisteminin kırılgan dengelerini anlamaya yönelik disiplinlerarası bir paradigma oluşturmuştur. Onun çalışmaları, sürdürülebilirlik biliminin kurumsallaşmasında temel rol oynamıştır.