Coğrafyanın Mutluluk Reçetesi: Batı’nın Bireyi Ve Doğu’nun Uyumu
Mutluluk, her ne kadar tüm insanlık için ortak bir hedef gibi görünse de bu hedefe giden yollar kültürlerin zihin haritalarına göre kökten değişiklik gösterir. Batı düşüncesinde mutluluk, kökleri Aristoteles’in "iyi yaşam" (eudaimonia) anlayışına dayanan bir süreçtir. Bu yaklaşıma göre mutluluk, sadece geçici bir haz almak değil, bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirmesi ve erdemli bir hayat sürmesidir. Batılı toplumlarda mutluluk, "bireysel başarı, özgürlük ve kendini gerçekleştirme" kavramlarıyla doğrudan ilişkilendirilir. Kişinin kendi ayakları üzerinde durması ve arzularını tatmin etmesi, iyi oluşun temel şartı sayılır. Ancak bu bireysellik, çoğu zaman kişiyi modern dünyanın rekabetçi ve yalnızlaştırıcı döngüsüne hapsedebilir.
Buna karşılık Doğu düşüncesinde, özellikle Konfüçyüs geleneğinde mutluluk, bireyin kendi iç dünyasından ziyade dış dünyayla kurduğu bağlarda gizlidir. Bu perspektifte mutluluk; toplumsal uyum, ailevi ilişkiler ve evrensel bir denge ile açıklanır. Yani bir bireyin iyi oluşu, içinde bulunduğu toplumun ve aile yapısının sağlığından bağımsız değerlendirilemez. Doğu bilgeliği bizlere, mutluluğun tek başına tadılacak bir meyve değil, bir bütünün parçası olarak hissedilecek bir huzur hali olduğunu hatırlatır. Aristoteles bu dengeyi şu sözlerle ifade eder: "Mutluluk, ruhun erdeme uygun bir etkinliğidir ve sadece dışsal başarılarla değil, karakterin olgunluğuyla inşa edilir"[1]. Dolayısıyla, mutluluk coğrafyadan bağımsız olarak bir derinlik ve süreklilik arayışıdır.
[1] Aristoteles, Atina Okulu, "Mutluluk, ruhun erdeme uygun bir etkinliğidir ve sadece dışsal başarılarla değil, karakterin olgunluğuyla inşa edilir", Nikomakhos'a Etik, Atina, MÖ 350
Biyolojik Bir Tuzak: Haz Ve Dopaminerjik Döngü
Günümüzde mutluluk kavramı sık sık "haz" (hedonizm) ile karıştırılmaktadır. Modern tüketim toplumu, bizlere anlık tatminlerin ve eğlencenin mutluluk olduğunu fısıldasa da nörobiyolojik veriler bunun tam tersini söylemektedir. Beynimizdeki ödül sistemi, dopamin adı verilen bir kimyasal üzerinden çalışır. Dopamin, bir hedefe ulaşacağımızı fark ettiğimizde veya bir ödül aldığımızda salgılanan bir "motivasyon" molekülüdür. Ancak haz, doğası gereği geçicidir ve sürekli tekrar ister. Sorun şudur ki, beyin sürekli yüksek düzeyde dopamine maruz kaldığında bu duruma duyarsızlaşmaya başlar. Bu sürece "hedonik adaptasyon" denir; yani kişi aynı düzeyde haz alabilmek için her seferinde daha fazla uyarana (daha çok alışveriş, daha çok sosyal medya onayı, daha çok tüketim) ihtiyaç duyar.
Bu durum, modern insanın neden her şeye sahip olmasına rağmen derin bir boşluk hissettiğini açıklar. California Üniversitesi'nden Robert Lustig, haz ve mutluluğun beyindeki kimyasal yollarının tamamen farklı olduğunu belirtir. Lustig’e göre, "Haz dopamin ile ilgilidir ve bağımlılık yapıcıdır; oysa gerçek mutluluk serotonin ile ilgilidir, paylaşımcıdır ve kalıcı bir huzur sağlar"[1]. Dopamin "daha fazlasını iste" derken, serotonin "yeterli" der. Bu biyolojik ayrım, insanın neden sadece haz peşinde koşarak gerçek doyuma ulaşamayacağını kanıtlar niteliktedir. İnsan beyni, kısa vadeli hazların ötesinde, hayatına yön verecek uzun vadeli amaçlara ihtiyaç duyacak şekilde tasarlanmıştır.
[1] Robert Lustig, University of California, "Haz dopamin ile ilgilidir ve bağımlılık yapıcıdır; oysa gerçek mutluluk serotonin ile ilgilidir, paylaşımcıdır ve kalıcı bir huzur sağlar", The Hacking of the American Mind, New York, 2017
İnanç Ve Anlam: Yaratılış Gayesiyle Uyumlanmak
Mutluluğun sadece maddi veya biyolojik bir süreç olarak ele alınması, insan ruhunun karmaşıklığını açıklamaya yetmez. Pozitif psikolojinin kurucusu Martin Seligman, mutluluğu sadece "iyi hissetmek" olarak tanımlamanın yetersiz olduğunu savunur. Seligman’ın geliştirdiği modele göre mutluluk; olumlu duygular, bağlılık, anlamlı ilişkiler, başarı ve hepsinden önemlisi "anlam" (meaning) unsurlarının birleşimidir. Seligman, "Mutluluğun en kalıcı formu, kişinin yeteneklerini kendisinden daha büyük bir amaca, yani bir anlama hizmet etmek için kullanmasıdır"[1] diyerek, bireyi aşan bir gaye vurgusu yapar. Bu gaye, modern bilim ile kadim inanç sistemlerinin birleştiği noktadır.
İnanç perspektifinden bakıldığında, mutluluk insanın "fıtratıyla", yani yaratılış gayesiyle uyum içinde olmasıdır. İnsan sadece biyolojik bir makine değil, aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır. Bu anlam arayışı, kişiyi geçici hazların esiri olmaktan kurtarıp ulvi bir amaca bağlar. Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, mutluluğun dışsal nesnelere bağımlı kılınamayacağını vurgulayarak şunları ifade eder: "Gerçek mutluluk, insanın kendi özüne ve yaratıcısına yönelerek içsel bir denge kurmasıdır; bu huzur hali, dış dünyadaki değişimlerden etkilenmeyen kalıcı bir sekinedir"[2]. Bu perspektif, seküler bilimsel verilerin eksik bıraktığı "ruhi doyum" parçasını tamamlayarak entelektüel bir denge kurar. İnsanlık tarihi boyunca görülen o ki, kalıcı mutluluk; bireyin hayatına yön veren, onu diğer insanlara ve evrensel değerlere bağlayan derin bir anlam inşasına bağlıdır.
Sonuçta, kültürler ve bilimsel kuramlar mutluluğun tanımını farklı kelimelerle yapsa da ortak bir gerçeklikte buluşurlar: İnsan, sadece haz peşinde koşan bir canlı değildir. Bizler, acının içinde bile bir anlam bulabilen, değerleri uğruna geçici tatminlerden vazgeçebilen ve ruhsal derinlikte huzur arayan varlıklarız. Kalıcı mutluluk, dışarıdan satın alınabilecek bir meta değil, içeriden dışarıya doğru örülen, sabır, erdem ve anlamla beslenen sürdürülebilir bir inşa sürecidir.
[1] Martin Seligman, University of Pennsylvania, "Mutluluğun en kalıcı formu, kişinin yeteneklerini kendisinden daha büyük bir amaca, yani bir anlama hizmet etmek için kullanmasıdır", Flourish: A Visionary New Understanding of Happiness and Well-being, New York, 2011
[2] Mahmud Erol Kılıç, Marmara Üniversitesi, "Gerçek mutluluk, insanın kendi özüne ve yaratıcısına yönelerek içsel bir denge kurmasıdır; bu huzur hali, dış dünyadaki değişimlerden etkilenmeyen kalıcı bir sekinedir", Sufi ve Şiir, İstanbul, 2004
YANSIMA Bilimsel Perspektif Dergisi
Ücretsiz Aylık Dijital DergiTel: 0 553 403 88 04 (WP/GSM)iletisimMakaleler özgün yorumlar sunar. Ayrıca sitemizdeki resimler; muhabirlerimizn çektiği özgün fotolgraflar, çizerlerimiz tarafından oluşturulan özgün karikatür ve özgün illustrasyonlardan oluşur. Alıntılar tırnak içinde ve kaynak belirtilerek sunulur."Bilgi, paylaşıldıkça artan tek hazinedir."www.yansimabilim.com.tr